Etrafınızdaki en tehlikeli insan
Etrafınızdaki en tehlikeli insanE
Geçen haftalardan birinde arkadaşım Gözde Kara mesaj attı.
‘Gençler nereye gitsin?’ başlıklı yazımı okuyunca hayal etmekten ve hayal edemeyen insanlardan bahsettiğim bölüm aklına takılmış.
“Aslında doğru insanlarla çevrili olmak da süreci çok kolaylaştırıyor ve hayal etmeyi anlamlı kılıyor. Yolu kimlerle yürüdüğün, hayali kimlerle paylaştığın ve paylaşabildiğini keşfetmen de çok önemli.”
Sonra da şöyle bir soru sormuş:
“Acaba sen de bu etrafında olan ya da hayatın önüne çıkarttığı ve bir şekilde denk geldiğin insanların hayallerini gerçekleştirmende etkisi olduğunu düşünüyor musun? Sence kıymetli mi?”
“Olmaz mı…” diye başladım cevaba.
“Ama bende durum biraz daha ters; ukalalık olmasın ama beni hep yavaşlatmaya çalışan, beni hep ‘ortalama’ya çekiştiren ve bana hep ‘deli bu’ diye bakan insanlar oldu etrafımda.”
“Dolayısıyla mümkün olduğu kadar etrafımda benim tempomu kesmeyecek insanları barındırmaya, daha doğrusu böyle olmayanları barındırmamaya çalışıyorum.”
Gözde’ye bunu yazarken fark ettim ki aslında hayatım boyunca hep bu hikâyeyi yaşadım.
Yıllar önce bir TEDx konuşması yapmıştım.
Sahneye çıktığımda söylediğim ilk şey şuydu:
“Hayatım hep, neyi yapamayacağımı veya neyin olmayacağını dinlemekle geçti.
Çocukluğumda annem o evin arkasındaki duvara bir daha çıkarsam düşeceğimi söyler dururdu. Çevrem böyle haylazlık yapmaya devam edersem adam olamayacağımı söyler dururdu. Babası mühendis, büyükbabası ordinaryüs profesör olan biri olarak iyi bir üniversite okumazsam benden adam falan olmayacağını söyleyen insanlar vardı etrafımda.
Ama hep ‘var’dılar etrafımda.
Spor yaparken neyi kazanmamın imkânsız olduğunu, koleksiyon yaparken neyi bulmamın imkânsız olduğunu ya da bir kıza aklım takılıyken o kızın benim için nasıl imkânsız olduğunu dinleyip durdum yıllarca.
Bugün bitti mi sanıyorsunuz?
Arkadaşlarım bu kadar hızlı araba kullanırsam daha fazla yaşamayacağımı söyler. Bankam bu krediyi kullanırsam ödeyemeyeceğimi söyler. Karım insan ilişkilerimde bu kadar detaylara takılırsam hiç arkadaşım kalmayacağını söyler. (Ki o haklıydı bence.)
Bir de ‘Ne gerek var abi’ var.
En iyisini arar bulursun, ‘Ne gerek var ki abi?’
Detaylara kaybolursun, ‘Ne gerek var ki abi?’
Yatırım yaparken elden avuçta ne varsa çıkarır işe koyarsın, ‘Ne gerek var ki abi, aptal mısın?’
İnsanlar kendi yapamayacakları ya da yapmaya cesaret edemeyecekleri şeylere, sizi de ortak etmek istiyorlar sanırım.
Bir de atasözlerimiz var bizim; ömür törpüsü…
Kendileri hayatlarında bir halt becerememiş birtakım tipler, biz de bir iş yapıp onları gölgede bırakmayalım diye olsa gerek, eski köye yeni âdet getirmememizi ya da ayağımızı yorganımıza göre uzatmamızı ya da keskin olursak kabımıza zarar vereceğimizi falan söylemiş durmuşlar hep eski zamanlarda.
Ve işin daha da kötüsü, bu laflar yıllar boyu ruhsuzlar, mutsuzlar ve cesaretsizler tarafından ya benimsenmiş ya da beceriksizliklerine kılıf olmuş bu tip insanların.”
Bu sözleri 11 sene önce TEDx sahnesinde söylemiştim.
Aradan yıllar geçti, ama inanın hiç bir şey değişmedi.
Bakın size hayatımdan bazı sahneler anlatayım…
21 yaşında ilk işimi kurdum. Otomobil bayiliği. “Ne işin var oğlum, bu iş galerici işi” dediler.
Yaptım, eğlendim ve öğrendim.
Sonra restoran........
