TENKİT – TAHKİR – TEKFİR...
Medeniyet dediğimiz şey; sadece bina yapmak değil, insan ilişkilerine ahlâk kazandırabilmektir. Bir toplumun dili bozulduğunda, kalbi de bozulur. Kalbin bozulduğu yerde ise; kardeşlik zayıflar, güven kaybolur, fitne büyür. Bugün insan ilişkilerini yaralayan hastalıkların başında; tenkit, tahkir ve tekfirin ölçüsüz kullanımı vardır.
Tenkit; aslında doğru kullanıldığında bir rahmettir. Çünkü insan hata yapabilen bir varlıktır. Hatasını görmeyen insan düzelmez, düzelmeyen insan olgunlaşamaz. Bu nedenle yapıcı eleştiri hayatın kaçınılmaz bir gerçeğidir. Bir anne çocuğunu, bir öğretmen öğrencisini, bir dost arkadaşını tenkit edebilir. Tenkit; karşıdakinin şahsiyetine saldırmadan, yanlışını ortaya koyabilmektir. Bu davranışın içinde hikmet vardır, merhamet vardır, samimiyet vardır.
Günümüzde insanlar çoğu zaman birbirini tenkit değil tahkir etmektedir. Karşısındakini aşağılamakta, küçümsemekte, itibarsızlaştırmaya çalışmaktadır. Özellikle sosyal medya diliyle birlikte insanlar; nezaket yerine hakareti, hikmet yerine öfkeyi, düşünce yerine saldırganlığı tercih etmeye başlamıştır. Tahkir; insanın karakter zafiyetini ortaya koyan bir uslüptur.
Kur’an-ı Kerim’in “Bir topluluk diğerini küçümsemesin” ikazı, aslında insan ilişkilerinin temel ahlâk ölçüsünü ortaya koymaktadır. Küçümsemek, şeytani bir hastalıktır. Şeytanın........
