menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

TÂİF: KIRILAN GÖNLÜN ALLAH’A SIĞINIŞI...

16 0
01.04.2026

Hayatın bazı dönemleri vardır ki; insanın omuzlarına yüklenen yük, sadece taşınacak gibi değil, sanki insanı yere serecek kadar ağırdır. İşte Peygamber Efendimizin Tâif yolculuğu, böyle bir zaman diliminin en çarpıcı, en öğretici ve en derin hadiselerinden biridir. Bu yolculuk; sadece bir şehir ziyareti değil, bir kalbin kırılışı, bir ruhun Rabbine sığınışı ve bir peygamberin insanlığa sabrı öğretişidir.

Efendimiz için her şeyin zorlaştığı bir dönemdi. Hayatının en büyük destekçileri birer birer bu dünyadan ayrılmıştı. Amcası Ebû Tâlib’in vefatıyla dış korumasını, Hz. Hatice’nin vefatıyla da iç huzurunu ve teselli kaynağını kaybetmişti. Mekke artık dar gelmeye başlamıştı. Hakikat aynıydı ama muhataplar körleşmişti. İşte böyle bir zamanda, umutla yeni bir kapı aradı ve yönünü Tâif’e çevirdi.

Tâif, Mekke’ye göre daha serin, daha müreffeh ve daha güçlü bir şehirdi. Belki orada kalpler açılır, belki orada hakikat kabul görür diye düşündü. Yanında sadece Zeyd bin Hârise vardı. Ne bir ordu, ne bir güç, ne de dünyevî bir destek… Sadece hakikat ve o hakikatin sahibine olan sarsılmaz teslimiyet…

Fakat Tâif’te karşılaştığı manzara, insanlık adına utanç verici, sabır adına ise zirve bir imtihandı. Şehrin ileri gelenleri onu dinlemek bir yana, alaya aldılar, küçümsediler ve hakaret ettiler. Bununla da yetinmediler; şehrin ayak takımını, çocuklarını........

© Denge