KABI AYRI OLANIN TADI AYRI OLUR…
İnsan hayatı; görünenlerden çok, görünmeyenlerin etkisiyle şekillenir. Aynı cümleyi iki insan söyler ama biri kalbe dokunur, diğeri kulakta kalır. Aynı yemek iki ayrı elde yapılır ama biri huzur verir, diğeri sadece karın doyurur. Her şeyin içine onu yapanın; ruhu, niyeti, duygusu ve hâli siner. “Kabı ayrı olanın tadı ayrı olur” sözü sadece yemek için değil; insan ilişkileri, dostluklar, sohbetler ve hatta ibadetler için bile geçerlidir. Bir annenin yaptığı yemeğin tadının neden başka yerde bulunamadığı düşünüldüğünde; bunun sadece kullanılan malzemeyle açıklanamayacağı anlaşılır. Anne, yemeğin içine sevgisini, merhametini, fedakârlığını ve duasını katar. Çocuğu aç kalmasın diye çırpınan bir gönlün enerjisi, o lokmanın tadına yansır. Aynı yemeği başkası yapabilir ama aynı hissi veremez. Çünkü insanın eliyle yaptığı işin içine kalbi de karışır. Kalpten çıkan şey ise mutlaka karşı tarafa etki eder. Bu durum sadece evlerde değil, hayatın her alanında böyledir. İnsan bazen kuru ekmekten büyük huzur duyar, bazen de en zengin sofralarda boğulur. Çünkü mideyi doyuran yemek, ruhu doyuran ise gönüldür.
Eskiler “Lokma ağızdan değil, gönülden geçer” derdi. Gerçekten de insan; sadece ne yediğinden değil, kimden yediğinden de etkilenir. Besmeleyle başlayan bir sofrada huzur hissedilirken; öfke, kibir, haram........
