CEHALET, GÖRGÜSÜZLÜK VE İSRAF...
Cehalet; görgüsüzlüğü doğurur, görgüsüzlük; israfı besler, israf; bireyi ve toplumu manevî çöküntüye sürükler. Görgü; insanın bulunduğu ortamın farkında olması, sahip olduğu nimetleri yerli yerinde kullanması, insanlarla ilişkilerinde nezaket ve ölçü sahibi olmasıdır. Görgülü insan; sahip olduğu makamı, serveti veya imkânları bir üstünlük vesilesi olarak görmez. Bilir ki; insanın değeri sahip olduklarında değil, şahsiyetindedir. Görgüsüz insan ise; eline geçen her nimeti gösterme ihtiyacı hisseder. Çünkü onun gözünde nimetin şükrü değil, teşhiri önemlidir. Görgüsüzlük çoğu zaman imkânsızlık dönemlerinin yanlış telafisidir. Uzun yıllar yokluk yaşamış bazı insanlar, imkân sahibi olduklarında bunun şükrünü yapmak yerine gösterişe yönelirler. Oysa asalet, varlıkla değişmemektir. İnsan yoklukta da varlıkta da karakterini koruyabilmelidir.
Cehalet; yalnızca okuma yazma bilmemek değildir. İnsan çok şey öğrenebilir fakat öğrendiklerini hayatına yansıtamıyorsa cahildir. Bilgi insana tevazu kazandırıyorsa değerli, kibir oluşturuyorsa sadece yük haline gelir. Eskiler, “Cahil insan bilmediğini bilmeyendir” demişlerdir. Gerçekten de cehaletin en tehlikeli tarafı, kişinin kendi eksikliğinin farkında olmamasıdır. Bilmediğini bilen insan öğrenmeye........
