menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Schmitt’ten Agamben’e Türkiye’de İstisnanın Uzun Yürüyüşü

9 0
14.08.2025

Carl Schmitt’in siyaset teorisinin merkezinde yer alan “istisna” kavramı, onun hem egemenlik anlayışını hem de demokrasiye yönelik eleştirilerini anlamada kritik bir rol oynar. Schmitt’in ünlü tanımıyla söylersek eğer, “Egemen, istisna hâline karar verendir.” Bu cümle, hukukun sınırlarının ve düzenin temelinin, olağanüstü durumlarda ortaya çıkan siyasi iradede yattığını ima eder.

Schmitt’e göre hukuk düzeni, normların uygulanabildiği “normal” durumlar için geçerlidir. Ancak, kriz veya olağanüstü hâl durumlarında normların uygulanabilirliği askıya alınır ve tam bu noktada egemenin kim olduğu görünür hâle gelir.

Egemen, istisna durumunu tanımlama ve hukuk düzenini askıya alma yetkisine sahip kişidir. Bu tanımlama, liberal hukuk devletinin “normların üstünlüğü” ilkesini sorgular, çünkü Schmitt’e göre normlar, kendi varlıklarını sürdürebilmek için karar anına, yani istisnaya bağımlıdır.

Schmitt’in demokrasi anlayışı, liberal temsili demokrasiyle açıkça çelişir. O, demokrasiyi esasen halkın homojenliğine dayandırır. Temsil kurumları ve çoğulculuk, Schmitt’e göre halk iradesini bölerek siyasal birliğe zarar verir. Burada istisna kavramı kritik hâle gelir.

Olağanüstü hâl, çoğunlukla çoğulcu tartışma mekanizmalarını devre dışı bırakır ve doğrudan karar verme yetkisini “egemen”e, yani güçlü yürütme organına verir. Bu, Schmitt’in liberal demokrasiden ziyade karar odaklı, yürütme ağırlıklı bir demokrasi anlayışını savunmasına yol açar.

Schmitt, liberalizmi “normsuz demokrasi” veya “kararsızlık rejimi” olarak görür. Ona göre, liberalizm sürekli müzakere ve uzlaşma arayışıyla siyasetin özünü, yani dost-düşman ayrımını bulanıklaştırır. Ancak kriz anında, bu tartışma zemini çöker ve karar zorunluluğu doğar. Bu zorunluluk, istisna kavramıyla birlikte, liberalizmin teorik olarak görmezden geldiği siyasal iradenin gücünü ortaya çıkarır.

İtalyan düşünür Giorgio Agamben ise bu kavramı radikal biçimde yeniden yorumlayarak, modern devletlerde istisna hâlinin geçici olmaktan çıkarak kalıcı bir yönetim paradigmasına dönüştüğünü savunur. Ona göre olağanüstü hâl, artık yalnızca nadir kriz anlarında değil, sürekli biçimde devrede tutulan bir iktidar tekniği haline gelmiş, böylece bireyler hem hukukun içinde hem de dışında yer alan “Homo Sacer” konumuna indirgenmiştir. Bu perspektif, günümüzde güvenlik politikaları, mülteci kampları, terörle mücadele yasaları ve pandemi uygulamaları gibi alanlarda, istisna rejimlerinin demokratik hukuk devletini nasıl aşındırdığına dair eleştirel bir çerçeve sunar.

“Homo sacer” Roma hukukunda öldürülmesi serbest, ama kurban edilmesi yasak bir figürdür, yani hukukun hem içinde hem dışında olan kişi. İstisna hâlinde insanlar bu konuma indirgenir; hukuken korumasız, ama........

© Daktilo1984