menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Meclis Nasıl Daha Etkili Hale Getirilir?

7 0
20.08.2025

Türkiye’de temsilî demokrasi derin bir meşruiyet ve işlev krizi yaşamaktadır. Bu krizin merkezinde, yasama organı olan Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin etkisizleşmesi ve yürütme organının gölgesinde bir onay merciine indirgenmesi yatmaktadır. Oysa meclis, demokratik sistemin kalbi olarak, halk iradesini yansıtmalı ve bu iradeyi hem yasa yapma hem denetim işleviyle somutlaştırmalıdır.

Bugün gelinen noktada meclis, ne halkın taleplerini gerçek anlamda taşıyan bir temsil kurumu, ne de iktidar mekanizmalarını denetleyen etkin bir denge unsuru olarak varlık göstermektedir. Bu zayıflığın arkasında partilerdeki lider egemenliği, güçlü parti disiplini ve seçim sisteminin etkisi vardır. Bu bağlamda sorun netleştirilmeli ve sorunun kökenine ilişkin çözüm önerileri sunulmalıdır. Zira temsili demokrasinin çöküşüne ilişkin çok sayıda analiz varken bu kurumun yeniden nasıl güçlendirilebileceğine ilişkin yorumlamalar azdır.

Bu yazıda meclisin nasıl daha etkili olabileceğine dair pratik bir bakış açısı sunulmaktadır. Bu yöntemin pratikliği her hangi bir sistem ve yasa değişikliği yapılmasına gerek olmamasından meydana gelmektedir. Zira sadece seçmen davranışı ve tepkileri gerekli noktalara kanalize edilirse yeni bir demokratik baskı mekanizmasının meydana gelebileceği söylenebilir.

Seçim Sistemi ve Lider Egemenliği Sorunsalı

Türkiye’de uygulanan liste usulü nispi temsil sistemi, milletvekili adaylarını belirlemede parti merkezlerini, daha özelde ise parti liderlerini olağanüstü güçlü kılmaktadır. Seçmen, büyük ölçüde doğrudan bir adayı değil, parti listesini oylamaktadır. Böylece seçilen milletvekilleri seçmene değil, partinin merkezine ve lider kadrosuna karşı sorumlu hale gelmektedir. Bu durum, halkla milletvekili arasındaki bağı zayıflatmakta ve meclisi halkın değil, liderliğin vitrini haline getirmektedir.

Oysa dar bölge seçim sistemi, seçmen-milletvekili ilişkisini güçlendirecek niteliktedir. Her seçim bölgesinden yalnızca bir milletvekili seçilmesi, adayların halkla daha doğrudan temas kurmalarını zorunlu kılar. Böylece lider sultası zayıflar, yerel dinamikler güç kazanır. Parti merkezleri, aday belirlerken yerelin hassasiyetlerine daha duyarlı hale gelir.

Elbette seçim sisteminin değiştirilmesi bugünkü koşullarda zor görünmektedir. Bu nedenle, bu türden yapısal reformlara ulaşamadığımız sürece, mevcut sistem içinde “dar bölge varmış gibi davranmak” temsilî demokrasiyi canlandırmak adına uygulanabilir bir strateji haline gelmektedir. Dolayısıyla, fiili bir dar bölge bağlamında hareket etmek bir çözüm olarak sunulabilir.

Bir Çözüm Önerisi Olarak Fiilî Dar Bölge

Türkiye’de partiler zaten seçim bölgelerini kendi içinde fiili olarak alt bölgelere ayırmakta ve milletvekillerini bu alanlara göre görevlendirmektedir. Bu fiilî durumu, siyasal bilinçle ve örgütlü bir halk katılımıyla daha etkin bir temsil yapısına dönüştürmek mümkündür. Ancak bunun inşasında kritik roller, partilere, sivil topluma ve seçmenlere düşmektedir. Zira oyuna sahip çıkmak yalnızca sandıkta yapılacak bir eylem değil, bir yasama dönemi boyunca devam edecek bir eylem olmalıdır.

Filli dar bölge........

© Daktilo1984