menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Türkiye’nin Kaybettiği Şans

27 0
24.05.2026

İZLE Çavuşesku’nun Termometresi 2’li Görüş İki Savaş Bir Yazar Cumhuriyet’in Edebiyatı Varsayılan Ekonomi Yakın Tarih Tümünü Gör

Çavuşesku’nun Termometresi

Cumhuriyet’in Edebiyatı

OKU Yazılar Röportajlar Çeviriler D84 INTELLIGENCE Asterisk2050 Yazarlar Kitap Yorum

D84 FYI Hariçten Gazel ABD Gündemi Avrupa Gündemi

Türkiye’nin Kaybettiği Şans

Türkiye’nin otoriterliğe evrildiği, yıllardır dillendirilen bir olgu. Rejimin tabiatı artık her ne ise, bu hale evriminde en kritik dönüm noktası hiç kuşkusuz 2023 cumhurbaşkanlığı seçimiydi.

Halbuki iktidar o seçime eli zayıflamış girmişti. Ülke derin bir ekonomik krizden geçiyordu ve iktidarın mali ve para politikaları bu krizin sebepleri arasındaydı. Seçmenin önemli bir kısmında değişiklik arzusu ve bir değişiklik olacağına dair inanç güçlüydü. Seçimden üç ay önce Türkiye’yi saran büyük depremin yarattığı yıkım iktidarın işini seçimlerde daha da zora sokacak boyuttaydı. Ayrıca, Türkiye’nin farklı kesimleri tek bir hedef arkasında birleşme fırsatını bulmuş, hatta o fırsatı değerlendirme yönünde kritik adımlar atmıştı.

Ve muhalefet o seçimi kaybetti. Üstelik pekala kazanabilecekken kaybetti.

Belki istedikleri, umdukları koşullarda değil, ama tarihi yine de insanlar yazar. Bu kaybın tek bir sorumlusu yoktu elbette. Başta Kemal Kılıçdaroğlu ve altılı-masanın diğer parti liderleri. Sonra ise anın gerektiği siyasi liderliği gösteremeyen Mansur Yavaş ve Ekrem İmamoğlu.

Bugün Türkiye’de olan biten, muhalefet o kritik seçimi kaybettiği için mümkün oldu. Erdoğan o seçimi kazandığında sadece iktidarını bir dönem daha devam ettirme şansını elde etmedi. Elindeki bütün imkanları seferber ederek Türkiye siyasetini yeniden şekillendirme fırsatını da yakaladı.

O halde soru, muhalefetin o seçimi nasıl kaybettiği? Bunun için 2022 yılının kışına dönmemiz gerekiyor. Cumhurbaşkanlığı seçimine bir yıldan fazla bir zaman vardı ve muhalefetin önündeki esas soru aslında netti: Erdoğan’ı seçimde kim yenebilir?

Bugünden o güne geriye dönük okuma yaptığımızda CHP yönetiminin, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun da Erdoğan’ı yenme ihtimali olduğuna o dönemden itibaren inandığını varsayabiliriz. Sonrasında yaşananlar bu varsayımla daha fazla anlamlı oluyor.

CHP’nin seçim stratejisi aslında uzun solukluydu. Ve öncesi de vardı. Kılıçdaroğlu parti lideri olmadan önce CHP, Türkiye toplumunun sadece belli bir kesimini temsil eden bir parti görünümündeydi. Ve o kesim de, eleştirmenlerinin gözünde, Türkiye’nin daha sağlıklı bir demokrasiye ulaşmasının önündeki engeldi. Kılıçdaroğlu parti lideri olduktan sonra CHP’nin bu imajını değiştirmek için çaba harcadı. Partinin katı laiklik söylemini yumuşattı. Muhafazakar ve dindar seçmenlere ulaşmaya çalıştı.

CHP yönetimi bu tarihi arkaplanda 2023 Cumhurbaşkanlığı seçiminin stratejisini kurguladı. Ve bu strateji Kılıçdaroğlu’nu sadece CHP’nin değil, daha geniş bir muhalefet cephesinin adayı olarak sunmaktı. 2022 Şubat ayında kurulan altılı masa bu stratejinin parçasıydı. Ve masayı oluşturan altı partinin üçü dini-muhafazakar parti iken, ikisi sağ-milliyetçi partiydi.

Bu aslında yanlış bir adım değildi. Zira CHP böylelikle adayının arkasında klasik sol kesimden daha geniş bir kesimi birleştirebilecekti.

Ancak CHP yönetiminin ciddi bir sorunu vardı. Kılıçdaroğlu, muhalefetin kendi tabanının önemli bir kısmı da dahil olmak üzere, en güçlü aday olarak görülmüyordu. O dönemde birçok gözlemci, iki ismin Erdoğan karşısında daha çok şansa sahip olduğunu........

© Daktilo1984