menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Barışın Kırılgan Çağı: Savaşların Ötesinde, Uluslararası Düzenin Krizini Yaşıyoruz

9 0
16.09.2026

İZLE Çavuşesku’nun Termometresi 2’li Görüş İki Savaş Bir Yazar Cumhuriyet’in Edebiyatı Varsayılan Ekonomi Yakın Tarih Tümünü Gör

Çavuşesku’nun Termometresi

Cumhuriyet’in Edebiyatı

OKU Yazılar Röportajlar Çeviriler D84 INTELLIGENCE Asterisk2050 Yazarlar Kitap Yorum

D84 FYI Hariçten Gazel ABD Gündemi Avrupa Gündemi

Barışın Kırılgan Çağı: Savaşların Ötesinde, Uluslararası Düzenin Krizini Yaşıyoruz

Küresel jeopolitik harita uzun zamandır bu kadar hareketli ve öngörülemez olmamıştır. Ukrayna’da siper savaşları yorucu bir şekilde dördüncü yılını devirirken, Gazze’de yaşanan insani trajedi küresel kurumların kriz çözme iddiasını boşa çıkarmaktadır. Sudan’da milyonlarca insanı yerinden eden fakat dünya medyasında kendine yer bulamayan sessiz çığlık büyümekte; Kızıldeniz’deki gerilimler küresel ticareti açık denizlerde vurmaktadır. Hepsinden öte, İran, İsrail ve ABD arasındaki doğrudan füze düelloları ve karşılıklı misilleme hamleleri, tüm bölgesel krizlerin küresel ölçekte yankı bulacağını açıkça hatırlatmaktadır.

Bu sıcak manşetler madalyonun yalnızca görünen yüzünü, yani askeri hareketliliği anlatmaktadır. Oysa Ekonomi ve Barış Enstitüsü (IEP), Dünya Ekonomik Forumu (WEF), Avrupa Birliği (AB) ve Birleşmiş Milletler (BM) gibi küresel yapıların güncel verileri yan yana getirildiğinde, meselenin çok daha derin bir sistem krizi olduğu anlaşılmaktadır.

Bu çok taraflı raporlar ortak bir noktaya işaret etmektedir: Dünyanın karşı karşıya olduğu temel güvenlik sorunu, sıcak çatışmaların veya cephe hatlarının sayısal çokluğundan ziyade, uluslararası sistemin bu çatışmaları yönetme, önleme, müzakere etme ve kalıcı olarak uzlaştırma kapasitesinin zayıflamasıdır. Karşımızdaki durum krizlerin büyümesinden öte, küresel mekanizmaların krizleri karşılama yetersizliğidir.

Eski Ezberler Neden Bozuldu?

Eskiden güvende olmak basitti: Bütçeden savunmaya aslan payı ayrılır ve arkaya yaslanılırdı. Ancak bugünün dünyası eski askeri ezberleri darmadağın etmektedir. Ukrayna’da üç yıldır süren siper savaşları, Gazze’de canlı yayında yaşanan insani trajedi ya da İran, İsrail ve ABD arasındaki karşılıklı füze misillemeleri sarsıcı bir gerçeği göstermektedir: Milyarlarca dolarlık hava savunma sistemleri bulunsa dahi, binlerce kilometre uzaktaki bir bölgesel kıvılcım mutfaktaki ekmeğin fiyatını uçurabilmekte, telefonun sinyalini kesebilmekte ya da kapıda yeni bir göç dalgasına dönüşebilmektedir. Güvenlik artık sınırda nöbet tutan asker sayısıyla sınırlı kalmayıp internet altyapısının sağlamlığı, gıda depolarının doluluğu ve toplumun kurumlara olan güveniyle ölçülmektedir.

Haritadaki Uçurum: Huzur ve Eşitlik Aynı Masada

Küresel krizlerin faturası dünya haritasına eşit dağılmamaktadır. Küresel Barış Endeksi’nin en tepesi ile en altı arasında dipsiz bir uçurum bulunmaktadır. Resmin asıl can alıcı noktası, bu barış haritası Dünya Ekonomik Forumu’nun (WEF) Küresel Cinsiyet Uçurumu Raporu ile üst üste konulduğunda ortaya çıkmaktadır.

Karşımızda rastlantıyla açıklanamayacak kadar net bir ayna yer almaktadır:

Zirvenin Aynası (İzlanda ve İrlanda): Küresel Barış Endeksi’nin zirvesinden inmeyen İzlanda ve İrlanda gibi ülkeler, WEF’in toplumsal cinsiyet eşitliği listesinde de en üst sırada yer almaktadır. Bu coğrafyalarda hukukun işlemesi, kurumsal şeffaflık ve adil gelir dağılımı kadının karar alma mekanizmalarına katılım gücüyle doğrudan paralel gitmektedir. Toplumun yarısını masaya ve yönetime dahil eden bu yapılar, küresel bir fırtına koptuğunda sarsıntıyı göğüsleyecek güçlü birer toplumsal hava yastığına sahiptir.

Dibin Aynası (Yemen, Sudan ve Afganistan): Endeksin en altına demir atmış kriz coğrafyaları dış askeri müdahalelerin maruz bıraktığı alanlarla sınırlı kalmamaktadır. Bu ülkeler, kadının........

© Daktilo1984