menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Nefes alamıyoruz

54 0
24.05.2026

Chicago’dayım. Northwestern Üniversitesi’nde Keyman Modern Türkiye Araştırmaları bölümünde düzenlenen “James Baldwin’in İstanbul’unda Özgür Olmak ya da Olmamak” başlıklı konferansında ana konuşmacıyım.

Çevrem ABD’nin her yerinden, Avrupa’dan ve Türkiye’den gelme profesör, bilim insanı, akademisyen dolu.

Daha konferans başlamadan mutlak butlan ve “Bilgi Üniversitesi kapandı” haberleriyle çıldırıyoruz. Moraller o biçim. Yakında ülkemizde aklı başında hiçbir akademisyen kalmazsa kimse şaşırmasın. Başka ülkeler onları kapışıyor. Zaten böyle giderse ülkede üniversiteye falan da ihtiyaç kalmayacak.

Bölüm başkanı İpek Kocaömer’in açış konuşması ve Sabancı Üniversitesi’nden Kenan Sharpe’ın beni tanıtmasından sonra sıra bende.

Belki de James Baldwin’i kanlı canlı tanıyan, onunla çalışan ve hâlâ hayatta olan ender insanlardan biri olduğum için ana konuşmacı olarak beni seçtiler diye düşünmeden edemiyorum.

Bir saatlik konuşmamı yaptım ve rahat bir nefes aldım. Hayır inanmayın. Rahat bir nefes almadım. Çünkü aklım fikrim ülkemdeydi. Olup biten mutlak rezillikte, alçaklıkta, ahlaksızlıktaydı.

Buradaki konuşmamı canım arkadaşım Jimmy’nin “İstanbul’da rahat nefes alabiliyorum” sözü üzerine kurmuştum.

Gelin görün ki artık boğuluyoruz. Artık ülkemde kimse rahat bir nefes alamıyor, alamaz.

Konuşmamın sonunda elbet bugünlere de değiniyordum.

Geriye dönüp baktığımda Jimmy’nin nice hallerini görüyorum: Aşk acısının çaresizliğinde başını omzuma dayayıp ağlayan... Tiyatro sahnesindeki bir sözü, bir duruşu saatlerce tartışan... İnsan hakları için mücadeleden vazgeçmeyen kişi.

68-70........

© Cumhuriyet