menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bay Kemal’in CHP’yi yıkma çabaları!

75 0
11.06.2026

Eskiden, ne zaman konu Kemal Kılıçdaroğlu’ndan açılacak olsa, gündeme gelen değişmez sözler vardı: “Çok dürüst bir siyasetçidir; çalmaz çırpmaz, akçeli işlere girmez! Kasanın, evinin anahtarını ona gözün kapalı emanet edebilirsin.” Hemen ardından da herkes daha da detaylandıran ek güzellemeler koyardı! Mesela, ben de büyük bir inançla Adalet Yürüyüşü’nün birkaç etabına katılmış bir insan olarak, Kılıçdaroğlu’nun o günlerde ortaya koyduğu adrenalin ve kararlılığa olan hayranlığımı hep dile getirirdim; sıkça eleştirdiğim parti içi demokrasiye çok özensiz ve hoyratça yaklaşıyor olmasına bile gözümü bir süre kapadım.

Bütün bunlar mazide kaldı. Aynı siyasetçi, dürüstlüğün yalnız çalıp çırpmamak, mütevazı bir yaşamla yetinmek, israfa ve gösterişe karşı olmaktan ibaret olmadığını bize en acı şekilde öğretti. Dürüstlük, hayatları, gençlikleri ve umutları çalmamaktır! Dürüstlük, iktidar baskısı altında ağzını açsa gaz ve cop yiyen, enflasyon ve hayat pahalılığı karşısında ezilen, evine et-süt götüremeyen kitlelerin bu iktidara karşı sürdürdükleri ve demokratik hakları olan büyük mücadelelerine destek vermek, kol kanat germek ve onların seçim umutlarının arkasında kalabilmektir! Onların kararlarına, seçkilerine, aidiyetlerine saygı duymaktır! Dürüstlük, seçmenlerin ve parti örgütünün tercihlerine saygı göstermektir. Aynen parti içi demokrasiye olan saygısız mesafesi gibi, Bay Kemal bu saydığım yüce değerlere karşı da halkımızı neredeyse kendisine karşı isyana geçirecek kadar saygısız olduğunu açıkça gösterdi! Mutlak butlan kriziyle umursamazlığını öyle akıl almaz düzeylere taşıdı ki, sokaklarda atılan ve bir insana reva görülecek en ağır sözleri içeren sloganlar bile halkın öfkesini dindirmeye yetmedi! Kılıçdaroğlu’nun emekliliği kabul etmemesi, parti örgütünün kararlarına saygı göstermemesi, milyonların başka iki lidere duyduğu coşku ve hayranlığı açıkça kıskandığını gösteriyor. Kemal Kılıçdaroğlu, bugün artık kendisinin de nedense gururla üstlendiği sıfatıyla “Bay Kemal”!

Hadi diyelim ki, Bay Kemal mahkemenin kendisi hakkında geliştirdiği mutlak butlan senaryosuyla yeniden CHP Genel Başkanı olduğuna kendini inandırdı ve bunu hazmetti! Bu, Faik Öztrak’ın söylediği “Kemal Bey seçilmiş bir genel başkandır” senaryosunu doğrulamıyor. Mahkeme kararları, halktan alınan limitli güç ve iradenin süresini uzatmıyor. Bay Kemal kendini böyle bir gücün sürdüğüne ikna etmiş olsa bile, Meclis yönetmeliği, içtüzüğü ve Siyasi Partiler Yasası’nın net olarak tanımladığı gerekçelerle, Bay Kemal şu anda halkın oylarıyla seçilmiş bir milletvekili olmadığı için zaten o kürsüden konuşamıyor! En fazla gerçek Genel Başkan’ın konuşmasını izleyip alkışlayabilir. 

BAY KEMAL CHP’SİNİN HADDİNİ AŞAN KARARLARI

Bay Kemal, sürekli olarak arınmadan bahsediyor. Düne kadar hak-hukuk-adalet diye ayaklarında nasırlar patlatarak Ankara-İstanbul arasında yürüdüğü ve eleştire eleştire bitiremediği AK Parti kontrolündeki adalet mekanizmalarına birden güvenmeye başlamış! Ayrıca şu anda mutlak butlan davasının altyapısı olarak dedikodu olmaktan öteye gidememiş konuları somutlaştırıp onlar üzerinden mi partiden ihraç denemeye kalkışacak? Hiçbir yargı sonucu olmadan, hiçbir somut delil olmadan, yalnızca malum kaybeden kendi kadrolarının yaydığı dedikodular üzerinden mi bu infazlara cüret edecek? Dün, ben bu satırları yazarken, Özgür Özel’e yakın 9 Milletvekili (Ali Mahir Başarır, Gökhan Günaydın, Veli Ağababa, Umut Akdoğan, Ensar Aytekin, Özgür Karabat, Nurhayat Altaca Kayışoğlu, Turan Taşkın Özer, Burhanettin Bulut) için ihraç talebinde bulunuldu........

© Cumhuriyet