Mahalle yanarken saç taramıyorum
Akşam haberlerini izlerken bir çevre aktivisti dostum aradı. Soluksuz bir şekilde sıraladı: “Arkadaş, memleketin günlük siyasi gündemini ‘İsveç’te olsa bir yıl tartışılırdı’ diye anlatıyorsunuz. ‘Çok yorulduk, biraz orman ve deniz görmek lazım’ diyorsunuz. Kışın donmaktan, yazın yanmaktan şikâyet ediyorsunuz. Madem yaşamımızla ilgili bu kadar dertliyiz, hiç mi sıra gelmeyecek o hayalinizdeki İsveç’teki konuları tartışmaya?”
Ne Öcalan’ı ne af yasasını ne de diploma konusunu duymak istiyordu. “Anladık, mahalle yanıyor da her mesele saç taramaya benzemez” dedi bir de üstüne.
Bakmayın, haksız değildi. Zira, kafamızı bize dayatılan konulara çevirdiğimiz sırada bastığımız toprak ayağımızın altından kayıyordu.
İşte bu yüzden, mahalle baskısıyla değil memleketin kafasında baskı olsun diye yazacağım: İklim kanunu.
Bundan iki gün önce...
Türkiye tarihinin ilk iklim kanunu teklifi TBMM Çevre Komisyonu’nda kabul edildi. Anadolu Ajansı şu sözlerle duyurdu: “Yeşil büyüme vizyonu ve net sıfır emisyon hedefi doğrultusunda iklim değişikliğiyle mücadeleyi amaçlayan teklif, iklim değişikliği ile mücadelede esas olan sera gazı emisyonlarının azaltılması ve iklim değişikliğine uyum faaliyetlerini, planlama ve uygulama araçlarını, gelirleri, izin ve denetim ile bunlara ilişkin yasal ve kurumsal çerçevenin usul ve esaslarını kapsıyor.”
Gelin görün ki...
........
© Cumhuriyet
