"AYNİ: Bugün senin için olan yarın benim için"
Güney Amerika, Peru.. Zaafım olan, beni kendine her daim çeken, hayatımı yeni baştan sorgulayıp dönüştürmeme yardımcı olan sihirli topraklar..
2017 yılında yanıma sırt çantamı alıp bu bölgeye gitmiştim. Hayatımı dışarıdan görmeye, kim olduğumu yeni baştan öğrenmeye ihtiyaç duyduğum günlerdi. Cusco'ya indiğim ilk gün bir panço, bir şapka, bir de çanta satın almıştım kendime ve orada bulunduğum süre boyunca da sürekli üzerimde taşımıştım onları. Seyahatimin sonunda Türkiye'ye dönerken geleneksel Peru kıyafetlerinin yanı sıra farklı modellerde çantalar, şapkalar ve de pançolardan oluşan büyük bir bavulum vardı yanımda. O dönem çektirdiğim tüm fotoğraflarda, o meşhur wayuu çantalar var mesela omuzlarımda. (Hala da kullanılırım onları bu arada) Üzerimde o toprakların enerjisini taşımanın bana gerçekten çok iyi geldiğini düşünüyordum o günlerde ama bugün anlıyorum ki bana iyi gelen Perulu kadınların renkli dokumalarının yanı sıra muazzam anlamları olan yüzlerce yıllık sembolleriymiş aslında..
Dolayısıyla bu belgeselde Peru'lu kadınları bu dokumaları yaparken izlemek beni biraz daha farklı etkiledi. Türklerin kültür kökenlerinde çok önemli yeri olan Anadolu motiflerinin bu topraklara olan yolculuğuna tanıklık etmek ve de Güney Amerika'nın motifleri ile birleştiğini görmek ise ayrı bir heyecan verdi. Büyük bir merakla izledim yani bu belgeseli. İzledikten sonra da Cankeş'e peş peşe sordum sorularımı. Türkiye'de unutulmaya başlanmış olan ancak Güney Amerika'da hala devam eden dokuma kültürünün tam ortasında bir köprü olarak, buradan oraya oradan da buraya motifleri taşıyarak bugüne kadar hiç yapılmamış bir şeyi yaratmak istemiş oluşu bana gurur verdi. Kısacası daha çok kişi öğrensin istedim hikayesini..
Her ne kadar içerisinde alpaka yünü, koyun yünü, doğal elyaflar, doğal pamuk, el dokuması kumaşlar olan, her tasarımdan bir adet üretilen bu koleksiyonun 'i bugüne kadar satılmış ve de sahiplerini bulmuş olsa da yine de koleksiyondan geriye kalanlar şu an hala Cankeş'in Alaçatı'daki Bashaques adını taşıyan mağazasında sergilenmeye devam ediyor. Yolunuz düşerse gidin bir ziyaret edin, o tasarımları yakından görün derim ve de şunu eklerim: "bu iki kültürün motiflerinin üzerinde olduğu ufacık da olsa bir üründen bir değil de daha çok olmalı ve de biz, bu aynı kökenden gelen iki kültürün kadınları, taşımalıyız üzerimizde bir şekilde onları.. Ama nasıl?"
Bu arada unutmadan, bahsettiğim belgeseli izlemek isterseniz de ("AYNI MI?" adıyla) youtube üzerinden ulaşabilirsiniz.
Şimdi karşınızda Peru, Kolombiya ve Türkiye arasında köprü kuran Görsel Hikaye Anlatıcısı Başak Cankeş ile yaptığımız kısa sohbetimiz..
1) Belgesel gece karanlığında çekilmiş bir görüntü ile başlıyor. Yalnızca arabanın farlarının aydınlattığı kadarıyla görüyoruz etrafı ve sonra birden sen çıkıyorsun karşımıza. O an anlıyoruz ki yoldasın, yolculuğa yeni başlamışsın.. Neden Peru ve Kolombiya, önce onu sormak istiyorum?
Bundan otuz kırk yıl önceye ışınlansaydık, Türkiye’nin köylerinde dokumacı kadınları hemen her yerde görebilirdik. Ne yazık ki bugün bu gelenek büyük ölçüde azalmış durumda. Buna karşılık Peru’da el dokuması kültürü hâlâ çok canlı; neredeyse her köşe başında bu geleneğin aktif olarak sürdüğünü görmek mümkün. Kültürler ve zanaatlar üzerinden çalışan bir tasarımcı için bu adeta bir hazine değerinde.
Ancak Peru’ya gitmenin tek amacı yalnızca oradaki dokumaları görmek değildi. Özellikle Wayuu kadınlarının el dokumaları bugün dünyanın en bilinen ve en saygın el işi geleneklerinden biri. Bu nedenle amaç, bu güçlü dokuma kültürüyle bir diyalog kurmaktı. Anadolu’nun motiflerini ve desen hafızasını bu kadınlarla paylaşarak, kendi motiflerimizin de farklı bir coğrafyada yeniden hayat bulmasını ve değerinin daha da görünür hale gelmesini istemekti.
Zaten dokuma kültürlerimiz arasında şaşırtıcı bir yakınlık var: renk anlayışı, kök boya geleneği ve motiflerin ritmi birbirine çok uzak değil. Kolombiya’da da Wayuu çantalarının üretimi benzer şekilde yaygın, son derece renkli ve ilham verici. Ben oraya yalnızca bakmaya değil, yeni bir filtreyle gitmek ve bu zengin işçiliği Anadolu’nun görsel hafızasıyla harmanlamak niyetiyle gittim.
Giyilebilir sanatın izinde çıktığım bu yolculukta, aslında peşinde olduğum şey yalnızca bir koleksiyon yaratmak değildi; kadınların yüzyıllardır elleriyle ördüğü hikâyeleri bir araya getirmekti. Peru’daki ve Kolombiya’daki kadınlar ile Anadolu’nun köklü dokuma geleneği arasında kurduğum bağ, benim için estetikten öte bir hafıza ve kimlik meselesi. Wayuu çantalarının ya da Peru’daki And Dağları’nın dünyaca bilinen el zanaati ile Anadolu’nun motif zenginliğini çağdaş bir moda dili içinde buluştururken, her parçanın bir kültürü temsil........
