menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yeni Yıl: Kendine Sadakatle İçeriden Başlamak

10 0
12.01.2026

Yeni yılın eşiğinde, denizin köpükleri arasından bir kabukla kıyıya varan Venüs’ün doğumunu anlatan bir sahneyle başlamak istedim: Sandro Botticelli’nin Venüs’ün Doğuşu. İlk bakışta bir tanrıçanın gelişi gibi görünen bu sahne, dikkatle bakıldığında bir zaferden çok bir geçiş anını anlatır. Venüs, deniz kabuğundan çıkarken yalnızca güzelliğiyle değil; korunmasızlığı, çıplaklığı ve savunmasızlığıyla da görünür hâle gelir. Bu doğuş, gücünü iddiadan değil, var olmaktan alır.

Yeni bir yıla girmek de biraz böyledir. Geçmişin kabuğundan sıyrılıp bilinmeyene doğru adım atmak; tam olarak neyle karşılaşacağını bilmeden, yine de yürümeyi göze almaktır. Bu sahne bize şunu fısıldar: Her başlangıç, bir bitişin ardından gelir. Derin sulardan, karmaşadan, bilinçdışının karanlığından… Bu sahne yalnızca mitolojik bir olay değil, insanın kendisiyle yeniden karşılaşmasının simgesidir. Tıpkı her yıl sonunda olduğu gibi. Kendi iç kabuğumuzdan çıkarken, yeni bir yıla doğarken biz de bir tür “Venüs” oluruz. Hayatın rüzgârlarıyla savrulmuş, belki yaralanmış ama yine de yeni bir bakışla kıyıya varmak isteyen varlıklarız. Ve belki de bu yüzden en çok yıl sonlarında değil, yıl başlarında düşünürüz: Ben kimim, neyi istiyorum, hangi sözleri kendime verdim ve ne kadarına sadık kaldım?

Bu soruları düşünürken zihnimde çalmaya başlayan müzik ise Bach’ın Toccata and Fugue in D Minor adlı eseri oluyor. Gotik bir katedralin içinden yükseliyormuş gibi çarpıcı, sarsıcı ama aynı zamanda yapılandırıcı bir tınıya sahip. Özellikle ilk birkaç nota, sanki insana şöyle diyor:........

© Bodrum Gündem