Sessiz Tehlike: Kontrolsüz Diyabet
DİYABET Çoğu zaman sadece “şekerim var” diye geçiştirilen, ilaç alındığında sorun kalmadığı sanılan bir hastalık. Oysa gerçek bambaşka. Diyabet kontrol altında değilse, vücutta sessiz ama sistematik bir yıkım başlatır. Üstelik bu yıkım bir anda değil, yavaş yavaş, fark ettirmeden ilerler.
Kontrolsüz diyabetin en tehlikeli yanı da budur: acıtmadan zarar vermesi.
Kan şekeri uzun süre yüksek seyrettiğinde, damarlar bu yükü taşıyamaz. Önce en ince damarlar etkilenir. Göz, böbrek, sinir uçları… Ardından büyük damarlar devreye girer; kalp, beyin ve bacaklar risk altına girer. Yani diyabet sadece bir “kan şekeri hastalığı” değil, başlı başına bir damar hastalığıdır.
Bugün kalp krizi geçiren birçok hastanın geçmişine baktığınızda, yıllarca kontrolsüz seyreden bir diyabet öyküsü görürsünüz. İnme, yüksek tansiyon, damar tıkanıklıkları çoğu zaman bu sürecin kaçınılmaz sonucudur. Ama tablo bununla da sınırlı değildir.
Diyabet sinirleri sessizce öldürür. Önce ayaklardan başlar. Karıncalanma, uyuşma, yanma… “Yorgunluktandır” denir, önemsenmez. Oysa bu belirtiler, vücudun attığı ilk yardım çığlıklarıdır. Sinirler hasar gördükçe ağrı hissi azalır. Ağrı azalınca da tehlike........
