menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Neşeyi Çalmak

80 0
09.09.2026

Komedyen Deniz Göktaş, Temmuz başında ilk tutuklandığında, avukatına “Neşemizi çalamayacaklar,” demişti. Göktaş’ın yarattığı bir büyük miting kudretindeki etki, onun insanın içine işleyen sıcaklığı, bu sözün hızla bir slogana dönüşmesine yol açtı o zaman: “Neşemizi çalamayacaklar… neşemizi çalamazlar…” Günlerce dillerde gezdi…

Sonra Ağustos başında, hapishanedeki birinci ayında kamuoyuna yolladığı mektupta Deniz Göktaş, tutuklandığı sırada sarf ettiği o “Neşemizi çalamazlar” sözünü “tırnak içinde, ironik” kastettiğini belirtme gereği duydu. Tuzu kuru makamdan söylenmiş bir söz değildi yani.

Aslına bakarsanız, milyonlarca izlenen ve tutuklanmasına sebep edilen Ölü Deniz performansında da, kara mizahî bir makamdan söylemişti bu sözü zaten. Kız arkadaşının her seçim yenilgisinden sonra söylediği “duası” idi: “Neşemizi çalamazlar.” Ama giderek, -her yeni yenilgide-, daha ruhsuzca söylüyordu bunu. Son yenilginin ardından gelmiş, yine aynısını söylemişti: “Neşemizi çalamazlar ya…” Deniz Göktaş “Evet,” demişti, “çok doğru bir tesbit, otuz yılımızı özetleyen bir tesbit. Evet, dedim, neşemi çalmalarına izin vermeyeceğim.”

Kırık bir ses tonuyla söylüyordu bunu, “neşemizi çalamazlar”ın boş bir teselli olduğunu sezdiren, yenilgiyi kabullenmiş bir ruh halinin ses tonuyla. “Neşemizi çalamazlar”, mağlubun hayatını idame ettirmesine yardım edecek asgarî moral donanımdan ibaretti, sanki. Nitekim, gösterinin devamında, psikoloji öğrencisi olduğu zamanları anlatırken ne diyordu: “O zamanlar daha kötüydüm; ‘neşemizi çalamazlar’dan da kötüydüm.” – Demek, “neşemizi çalamazlar” hali, “‘neşemizi çalamazlar’dan da kötü” çıtası koyacak kadar kötüydü! Hatta o........

© Birikim