Kurtuluş Yok Tek Başına: Çoğulluğun Politik Gücü veya İmamoğlu Neden Hedef Alındı?
Bugün yapılan sivil darbe, sadece Ekrem İmamoğlu’nun şahsını hedef almıyor. Amaçlanan da sadece İmamoğlu’nun bir sonraki cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Erdoğan’ın karşısına muhalefetin adayı olarak çıkmasını engellemek değil.
Bu darbe, İmamoğlu’nun şahsında Türkiye Cumhuriyeti’nin tüm vatandaşlarının seçme hakkını hedef alıyor. Amacı, fiilen askıya alınmış durumdaki Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nda adı geçen “insan haklarına saygılı, demokratik, sosyal hukuk devleti” ilkesini tamamen rafa kaldırmak ve 2017’deki anayasa referandumunda “Atı alan Üsküdar’ı geçti” denerek Türkiye’nin başına musallat edilmiş tek adam rejimini daim kılmak.
2017 referandumunda Türkiye’nin neredeyse yarısı –kullanılan oyların G,5’ine, yani 24 milyona yakın seçmene denk gelen bir çoğulluk– Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın OHAL koşullarında, devletin tüm olanaklarını kullanarak bizzat oy istediği “Tek adam rejimine” “hayır” demişti. Sandığa gitmeyenlerle birlikte toplamda 33 milyon 134 bin 435 Türkiyeli, yani kayıtlı seçmenlerin V,84’ü, kendilerini bu rejimin karşısında konumlandırmışlardı.
Peki, kimlerdi bu seçmenler?
Türkiye’nin toplumsal tabanındaki düşünsel, dini, etnik ve toplumsal cinsiyet farklılıklarını birebir yansıtan bir çoğulluktu onlar. CHP’nin Kemalist-laikçi seçmenleri, HDP’nin ana omurgasını Kürt siyasal hareketinin oluşturduğu radikal demokrat seçmenleri, İYİ Parti’nin Kürtlere alerji besleyen Türk milliyetçisi seçmenleri, Erdoğan gibi Milli Görüş geleneğinden gelen Saadet Partisi’nin politik İslamcı seçmenleri, kamuoyu araştırmacılarının referandum sonuçlarından hareketle sonradan yaptıkları ölçüm ve tahminlere göre AKP seçmenlerinin ila 15’lik bir kesimi ve bu siyasi parti ayrımlarını enlemesine kesen bir düzlemde, toplumsal cinsiyet, din, ideoloji ve etnik kimlik temelli farklı farklı politik........
© Birikim
