menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bayramlarımızı zehrettin bize

49 0
24.04.2026

Kim bilir kaç nesil boyunca, 22 Nisan geceleri büyük bir heyecanla girerdik yatağa.

Ertesi sabah, haftalardır hazırlandığımız o “yılın en özel gününün, en özenle hazırlanmış etkinliklerinde” seyircilerin önüne çıkacağımız için, “içimiz içimize sığmazdı…”

Bugün baktığımızda, pek çoğumuza komik gibi gelebilecek birbirinden ilginç giysiler, danslar, şarkılar, türkülerle, marşlarla,“rond”larla, valslerle, o günü, yani “Çocuk Bayramı”nı dibine kadar, kurucu önderlerimize lâyık biçimde, hakkını vererek kutlardık.

Bizim için, yani 4,5,6,7 yaşlarındaki bireyler için (belki de doğum günlerimizden sonra) hayatımızın en neşeli günüydü, takvimlerde işaretli.

Büyüklerimiz için de, yani 40, 50, 60, 70 yaşlarındaki bireyler için de, “Ulusal Egemenliğin” mânâ ve ehemmiyetinin iftiharla bir kez daha idrak edildiği en önemli günlerden biriydi 23 Nisan… Hani şu, senden yüz bulup cesaret alarak konuşan Thomas Barrack adlı kahrolasıca “Sefil Yankee”nin bu memlekete çok gördüğü ulusal egemenliğin…

Sayende, ne ulus ne de egemenlik denen şeylerin var olacağı bir ülkenin kilometre taşlarının döşendiği bir dönemde, zehroluyor bayramlarımız.

“Anıtkabir’e, bu seferde gitmeyecek galiba? Bu sefer de bir bahane bulacak, kurucu önderlerimize saygıyı es geçecek, ulusal egemenliğin fikrinden bile rahatsız olduğunu belli edecek yine…” dedirttiğin bir bayram sabahı daha yaşattın bize.

Bir 23 Nisan sabahında; gazetelerimizi, TV’leri, interneti açıp, lanet olası patronların aç biilaç, gaspedilen haklarını almak üzere sokaklara düşüp yarı çıplak, seslerini duyurmaya çalışan emekçi madencilerin itilip kakıldıklarını görmek kahrediyor hepimizi. O........

© Birgün