menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kaybedilmiş geleceğin hayaleti Hamnet

12 26
31.01.2026

Chloé Zhao’nun beşinci uzun metrajı Hamnet, William Shakespeare ve eşinin çocuklarını kaybetmeleriyle başlayan o büyük yas sürecini kurgusal bir düzlemde ele alırken, izleyiciyi en savunmasız yerinden yakalamayı başarıyor. Film, bir trajediyi tarihsel bir dram olarak yeniden üretmekle yetinmiyor; kaybı zamansız, bedensel ve bulaşıcı bir duygu olarak kuruyor.

Zhao’nun sinemasında doğa her zaman bir arka plan değil, anlatının asli bileşenidir. Bu filmde de karakterler, yaşadıkları coğrafyanın uzantısı olarak var oluyor. Uçsuz bucaksız Amerikan taşrasının yerini bu kez İngiliz kırsalının rutubetli, sisli ve mistik dokusu alıyor. Görüntü yönetmeni Łukasz Żal’ın ışıkla kurduğu ilişki, Maggie O’Farrell’ın romanındaki ölüm ile doğanın canlılığı arasındaki gerilimi somutlaştırıyor. Max Richter’in minimal müziği ve Johnnie Burn’ün fısıltıyı andıran ses tasarımıysa bu dünyayı huzursuz ama kaçınılmaz biçimde içine çeken bir atmosferle sarıyor. Hikâye odağını Shakespeare’in yaratıcı dehasından ziyade, Jessie Buckley’nin canlandırdığı Agnes’e kaydırması filmin en politik hamlesi. Agnes, eril tarih yazımının kenara ittiği bir figür olmaktan çıkıp, doğayla kurduğu sezgisel ve şifacı bağ üzerinden anlatının kalbine yerleşiyor. Hamnet’in kaybı burada sadece bir çocuğun ölümü değildir; sessizlikle genişleyen, ailenin üzerine çöken ve kimsenin adını koyamadığı devasa bir boşluğa dönüşür. Film bu noktada rahatsız edici bir soruyu askıda bırakır: Bir........

© Birgün