menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Emrediyorum barışın

30 17
17.11.2025

Erdoğan, Bahçeli ve Öcalan’ın barışmaya karar vermelerinin üstünden bir yıl geçti. Biz sıradan yurttaşlar, bu karardan Bahçeli’nin geçen yıl ekim ayında Meclis açılışındaki tokalaşma jesti ve grup toplantısındaki çağrısıyla haberdar edildik. Öncesinde neler olup bittiğini de üçü dışında pek bilen yok. Bilmeye hakkımız olduğunu düşündükleri de şüpheli.

Sürecin adı “terörsüz Türkiye”. Neden böyle bir karar aldıklarına dair rivayet muhtelif. Lütfedip söylediklerinden anlayabildiğimiz bir tür Hollywood klişesine benziyor. Hani, dünya ülkeleri birbirleriyle didişirlerken “uzaylılar” insanlığı yok etmek üzere dünyayı istila ederler ve tüm ülkeler ABD başkanının liderliğinde uzaylılara karşı bir araya gelirler ya, sanki öyle bir durum var. Üçü de “Türkiye’nin bekası için” dışında bir açıklama yapma gereği duymuyorlar.

Sürecin topluma ilan edilişi, adı ve işleyiş şekline bakıldığında üç liderin artık sorunları çözme yöntemi olarak “terörü kullanmaktan” vazgeçtiklerini ve “düşmanlık yerine kardeşlik”, “öldürme yerine kucaklaşma” yöntemine geçmeye karar verdiklerini anlayabiliyoruz.

“Durun, siz kardeşsiniz, birbirinizi öldürmeyin!” talimatı ne olursa olsun iyi bir gelişme. Kimse kimseyi öldürmesin tabi; insan öldürmenin savunulacak bir yanı olabilir mi? Üç lider de sahip oldukları güce haklı olarak güvendikleri için hükmettiklerine talimat verirken çok rahat ve kendilerinden eminler. Seslendikleri kendi kitlelerinden gelen şaşkınlık ya da itiraz tepkilerine karşı da hemen öfkeleniyorlar. Emrimi sorgulamadan yerine getir, dışında bir şey söylemiyorlar. Biri “gerillasına” vur dediğinde vuracağını, diğeri ordusuna “etkisiz hale getir” dediğinde getireceğini, aralarında en bilge olanı da “halkı kin ve nefrete sürekleyebileceğini” çok iyi biliyor.

Bir yandan da birbirlerine “aba altından sopa göstermeye, “şu........

© Birgün