menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Venezuela, Grönland, Minneapolis: Dışarıda şov, içeride infial

19 17
25.01.2026

ABD’nin Venezuela’da gerçekleştirdiği operasyonun ardından üçüncü haftaya girerken, asıl meselenin Maduro’yu koltuğundan ederek Venezuela’ya demokrasi getirmek değil, şiddet ve tehdit yoluyla yeni bir küresel hegemonya tesis etme çabası olduğu artık ortada. Fakat Trump’ın "Donroe Doktrini" olarak anılan ve müttefikleri dahi açıkça hedef alan bu emperyal zorbalığı, umulan mutlak hakimiyeti getirmek yerine bir bumeranga dönüştü. Şiddeti bir diplomasi dili haline getirmesi, bugün hem müttefikleriyle arasını açmış hem de içerideki militarize gücün kendi vatandaşlarını vurmasıyla kendi siyasi geleceğini tehdit eder hale gelmiş görünmektedir.

İlk günden bu yana saldırı dünya çapında olduğu gibi Venezuela’da da bir ideolojik yarılmayı belirginleştirdi. Venezuela medya kuruluşları üzerinden baktığımızda, devlet televizyonu VTV (Venezolana de Televisión) tamamen iktidar (PSUV) çizgisinde bir yaklaşım benimsedi. Bölgesel haber ağı Telesur ile birlikte operasyonu ilk andan itibaren alçakça bir kaçırma olarak niteledi. Bu çizgide bugün de bir değişiklik yok. Maduro’nun hala ülkenin meşru ve anayasal başkanı olduğunu savunarak, uluslararası hukukun ve egemenliğin açıkça çiğnendiğini vurgulamayı sürdürüyorlar.

Venezuela muhalefet cephesinde ise, Maduro sonrası sürecin nasıl yönetilmesi gerektiğine dair kendi içlerinde bir ayrışma yaşanmış görünüyor. Nobel Barış Ödülü sahibi María Corina Machado’ya yakın duranlar, ABD saldırısını, özgürleşme ve narkoterörizmle mücadelenin zaferi olarak servis ederken bir kesim muhalefet de operasyonun askeri yöntemlerini eleştirmekle beraber Maduro rejiminin ülkeyi felakete sürüklediğini ön plana çıkardı. Bu kesimler, Machado’nun her ne pahasına olursa olsun değişim stratejisine mesafeli duruyor ama aynı zamanda Maduro’nun gidişini demokratik bir fırsat olarak değerlendiriyorlar.

Maduro’nun kaçırılması ardından yaptığı ilk basın toplantısında Trump yönetimi "Venezuela’yı güvenli bir geçiş sağlanana kadar biz yöneteceğiz" demişti. Bu açıklama operasyonun demokratik bir müdahale değil, bir kaynak gaspı olduğunun itirafı olarak okunmuş ve hem iktidar hem de muhalefet cephesinde soğuk duş etkisi yaratmıştı. Muhalefet açısından ise Machado’nun ülkeyi yöneteceği konusunda bir beklentiye ve ardından hüsrana sebep oldu. Zira Trump Machado’nun saygınlığı ve desteği olmadığını ima etmişti.

Machado uzun süredir Venezuela siyasetine dair tartışmaların merkezinde yer alıyor. 2024 seçimlerinde muhalefeti tek bir çatı altında toplamayı başaran ve halk nezdinde geniş bir desteğe ulaşmış ve hala daha bir kesim tarafından halkın iradesini temsil eden bir lider olarak görülüyor. Öte yandan Machado’nun Trump’a yaranmak için Nobel Barış........

© Birgün