Leviathan hayranlığının yeni adı
TV kanallarında, gazete sayfalarında ve olmazsa olmaz sosyal medyada merakla ve büyük bir vukufiyetle ele alınan ve yine büyük bir heyecanla çeşitli münakaşalara sebep olan mesele pek derin bir devlet meselesidir. Bu babta hayretle müşahede edilir ki, devletin ezelden ebede mevcudiyetinin pek çok çeşitleri bulunmaktadır. Elbette devletten bahsedildiğinde evvela Hobbes’tan ve nihayetinde vakit kalırsa Hitler namı ile bilinen, tarihe jenosit diye tabir edilen büyük kıyımın baş katili olarak geçmiş herif-i naşerifin baş hukukçusu Carl Schmitt’ten faydalanacağız. Devlet başlığı altında Sokrates’in tartışmalarını iktibas eden filozofu, müellifi, tarih kadar eski antik, Türkçesi Eflatun namlı Platon’a kadar gitmeyeceğiz artık. Bu kadar eski adamların yazıp çizdiklerinden günümüze gelirsek, “eskiler eski lisanda yeniler yeni dilde” kuralımıza uyarak, yarım kalmış “helalleşmeyi” tamam edip, şaka şaka, dilimizi de ona göre değiştirmek ve olabildiğince Türkçeye dönmek gerekmez mi? El hak gerekir.
***
Ama önce, devlet neden birden bire tuhaf bir tartışmanın konusu oldu, ona bakalım. Konuyu sınırlandırmak zorundayız çünkü devlet çok derin bir konudur içinden çıkamayız. Daraltılmış konumuz, aslında pek yeni bir kavram olarak gündeme sanıyorum zorunlu ve zoraki olarak girmiş “devlet aklı”dır. Konuyu gündeme atıp kaçan “iyi bir şey değildir ben işte öylesine söyleyiverdim” diyen kişi de sanıyorum ne olduğunu pek bilmemekte, kendisi uydurmuş olsa da nerelerden hangi Trumplardan, ömrünün son demlerinde “size meşruti yönetim iyi gider’ diyen, sömürge valisi kılıklı Barracklardan ilham alarak kafamızı karıştırmayı başarmış bulunuyor. Aslında kafa karıştıracak bir durum yoktur. Beklendiği halde nedense sürpriz sayılan kimi gelişmeler ya da “bu kadarı da olmaz, herhalde bir şey olmayacaktır” diye kendimizi avuttuğumuz durumlar bizi şaşırtmış olsa gerek.
Sonunda oldu işte olanlar.
***
Nedir bu “devlet aklı” diye düşünürken kuşkusuz konuyu gündeme getiren siyasetçinin söylediklerine, tarifine bakmakta yarar var. Cansu Çamlıbel’in T24’te yayımlanan kapsamlı ve çok yönlü söyleşisinden öğreniyoruz; tanımış bir siyasetçinin verdiği yanıtlar içinde farklı yönleriyle tarif ettiği devlet aklının kısa ama net bir tarifini yapıyor. Söyleşideki başka sorulara verdiği yanıtlar içinde de konuyu zenginleştiriyor. Muhterem siyasetçinin kısa tanımı şöyledir. “Devlet aklından ben devlette çalışanların devlet........
