menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Laiklik: 86 milyonun sevincinin güvencesi

15 456
22.02.2026

Türkiye, Anayasa’nın değiştirilemez ilkelerine göre demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir. Peki fiilen böyle mi?

‘Sosyal devlet’ yurttaşlarına adalet, eşitlik ve insanca yaşam koşullarını sunmayı görev edinir. Yoksullukla mücadele eder. Eğitim ve sağlık hizmetlerini herkes için ulaşılabilir kılar. Emekliyi, işsizi aç koymaz. Hastasına üç beş ay sonrası için randevu yazmaz. Öğretmenine hak ettiği değeri verir, atama beklemekten usanıp hayatından vazgeçmesine göz yummaz.

‘Demokratik devlet’, halkın kendi yöneticilerini özgür seçimlerle belirlediği devlet anlayışıdır. Temel hak ve özgürlükler güvence altındadır. Çok partili siyasi hayat vardır. İktidar değişimi barışçıl yollarla olur. Kimse koltuğa yapışmaz. Rakipler hapsedilmez, muhalifler kriminalize edilmez.

***

‘Hukuk devletinde’, devletin bütün eylemleri hukuka uygun olur. Yurttaşlar kadar devlet de hukuka uymak zorundadır. Yasalar herkese eşit uygulanır. Temel hak ve özgürlükler güvence altındadır. Suç ve cevaz kanunla belirlenir. Belediye başkanının yolsuzluk dosyası iktidar partisine transfer olunca kapanmaz. Bir insanın varlığı, kimliği yargılanmaz. Gazeteci işini yaptı diye tutuklanmaz. Savcı, soruşturduğu dosyaların hukuki süreçlerini yöneten bir makama atanmaz.

‘Laik devlet’, din ve devlet işlerinin birbirinden ayrıldığı devlet anlayışıdır. Devlet işleri, din kurallarına değil hukuk kurallarına göre yürütülür. Herkes din ve vicdan özgürlüğüne sahiptir. Devlet, tüm din ve inançlara karşı EŞİT ve TARAFSIZDIR. Devletin resmi bir dini yoktur. Dini bir kurum devlet bütçesiyle faaliyet göstermez. Başkanları, lüks arabalarla gündem olmaz, adli yıl açılışında boy göstermez. Din dersi zorunlu tutulmaz. Devlet, belli dini grup ve tarikatlarla yakın ilişkide olmaz, ayrıcalık sunmaz, diğerlerini yok saymaz. ‘Laik devlet’, din özgürlüğünü güvence altına alır. Kimse inancı ya da inançsızlığı nedeniyle dışlanmaz.

Türkiye’de hiç kimse demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletini, yani Anayasa’yı savunduğu için suçlanamaz. Fiili durum bu ilkelerin sadece ‘kağıt üstünde’ kaldığını gösteriyor. SOL Parti üyeleri, laikliği savunduğu için gözaltına alındı, ev hapsi cezaları verildi. Bunun yanında Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral’ın laiklik karşıtı söylemleri ‘ifade özgürlüğü’ sayıldı. Saral’ın, kıyamete kadar şeriatı savunan sözlerinde hukuken bir sorun görmeyen yargı, laikliği savunanan SOL partilileri eve hapsetti.

Aralarında gazeteci, yazar, sanatçı ve akademisyenlerin de bulunduğu 168 kişi, “Laikliği Birlikte Savunuyoruz” başlıklı bir bildiriye imza attı. Çok net bir mesajı var metnin. Laik eğitimi, laik hukuk düzenini ve laik kamusal hayatı adım adım ortadan kaldırmaya yönelik hamlelerin ivme kazandığına dikkat çekiliyor ve işin laik cumhuriyeti savunanların, Anayasa hiçe sayılarak, ‘suçlu’ gibi cezalandırılmasına kadar vardığı belirtiliyor. Şeriatçı dayatmaları reddeden 168 imzacıya bugün 35 bin kişi daha eklendi.

Türkiye Cumhuriyeti’nin laik bir devlet olduğunu ve bu ilkenin korunmasının Anayasal bir zorunluluk olduğunu hatırlatan ve birlikte savunma hattı örülmesi çağrısı yapan bu bildiri iktidar cephesinde tepkiyle karşılandı. Eğer ki bu ülkede Anayasa’yı savunan, dendiği gibi ‘azgın bir güruhtan’ ibaretse, bundan çoğunluğun Anayasa’ya karşı olduğunu mu anlayacağız yani?

***

İnanç özgürlüğünün teminatı olan laiklik “86 milyonun Ramazan sevincine gölge” düşürmez. Aksine, birinin ötekinin inancı üzerinde baskı kurmasını engeller. Ramazan ayı boyunca ‘Maarifin Kalbinde Ramazan’ temalı etkinlik düzenleneceğini duyuran Milli Eğitim Bakanlığı, yeni yıl kutlamalarını yasaklamıştı. Bakan Yusuf Tekin, imzacıları dava edecekmiş. Laikliğin savunmanın suç sayılması Anayasa’nın fiilen askıya alınmasıdır.

Bir kesimin hassasiyeti diğerleri üzerinde devamlı tehdit algısı üretiyor ve Anayasa’nın temel ilkeleri sistematik olarak aşındırılıyorsa, toplumsal uzlaşı ve barış inşa edilemez. Bildirinin temel uyarısı da budur. Laiklik, ne bir yaşam tarzı üstünlüğü iddiasıdır ne de dini kamusal hayattan tamamen silme projesi. Devletin bütün inançlara ve inançsızlıklara eşit mesafede durmasıdır. Laiklik, 86 milyonun istediği sevinci istediği şekilde yaşayabilmesi için var.


© Birgün