10 milyon kahkaha, 185 jurnalci ve bir kuyu
Özel haberlerimizi ve günün öne çıkan gelişmelerini kaçırmamak için BirGün’ün WhatsApp kanalını buraya dokunarak hemen takibe alabilirsiniz.
Komedyen Deniz Göktaş milyonlarca kez izlenen gösterisinin ardından önceki gün Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Cezaevi’ne kapatıldı. Tutuklanmasının ardından, iktidarın mizahtan ne kadar korktuğu konuşuldu; sansür mekanizmaları ve ifade özgürlüğü tartışıldı. Şüphesiz hepsi doğru. Ancak muktedirin bilinçli bir pratik olarak önümüze koyduğu yapısal bir gerçek var o da mekân ve tecrit politikası! İktidar sadece yasalarla ya da polis gücüyle cezalandırmaz; itiraz eden zihni ve bedeni nasıl bir mimarinin içine gömeceğini seçerek de politikasını yürütür. Hapishane mimarisi, muktedirin ideolojik imzasını taşır ve içerideki tecrit üzerinden dışarıdaki toplumu hizaya sokmayı hedefler.
Deniz Göktaş’ın götürüldüğü yer rastgele seçilmiş bir cezaevi değil. Kamuoyunda “Kuyu Tipi” olarak adlandırılan, F tipi tecrit modelinin evrildiği daha da koyu bir karanlık! Şubat 2026’da bu “kuyu”dan tahliye olan karikatürist Ümit Çobanoğlu, Bianet’ten Ayşegül Başar’a şöyle anlatmıştı: “Kör hücre abartı değil, gerçeğin ta kendisi. Üç katlı bu yapılarda her hücre bir kuyu gibi. İnsan yüzü göremiyorsunuz; havalandırma yok, güneş yok, temiz hava yok.” 2020 yılından itibaren sessiz sedasız açılan bu yapılar, çeyrek asırlık F tipi geleneğini daha ağır bir izolasyonla güçlendiriyor ve rejimin muradını açıkça ele veriyor.
***
İstanbul Barosu İnsan Hakları Merkezi’nin Ağustos 2025 tarihli Çorlu Karatepe Cezaevi Ziyaret Raporu, bu insanlık........
