Hayaller-gerçekler hattında özne ve komün
Sanal kurgunun insan zihninde ve yaşamında boğucu etkisi düşün dünyamızı ve yaşamımızı esir alıyor. Somut ile soyutun, yaşam ile temsiliyetin, gerçek ile hayalin yer değiştirdiği bir yanılsama çağı.
Gerçeği “hayal” diye küçümsüyorlar, gerçeği “sıra dışı” kelimesiyle olabilirlik sınırının ötesinde unutturuyorlar. Distopik dünyada paraya ve maddeye çevrilmeyen her şeyin karşılığı “ütopya” diye itiliyor. Distopya kendi karşıtı kavramı “ütopya” diye tanımlayarak reddin ve imkânsızlığın içine hapsediyor. Kötü ancak kendi anlam ve sürdürülebilirlik dünyasına uygun olanı üretiyor. Ve dünya kötüye hapsoluyor.
Hayal dünyası kişinin gerçekleşebilir potansiyeliyken psikolojik hastalık diye reddedilerek yerine satın alınabilir hizmetler ve bağımlılık maddeleri konuluyor. Her türlü ruhtan, maneviyattan, eylemden, zihinden uzaklaşmış insan varlığı; hayvan kimliği ile robot dizaynı arasında sıkışmış. Para verilen her şey değer haline gelirken, gerçek değerler dışlanıyor. Yaban-ilkel zihin modern versiyonuyla beynin ve davranışın hakimi iken bilgiye, akla ve değerlere dayalı insani üst zihin dışlanmış adeta.
Feodal toplumsal düzenden kapitalizmde çeşitlendirilerek çağımıza aktarılan ve sanal kurgusal düzende daha da pekiştirilerek tipik insan davranışı haline dönüştürülen şu sapmalar üzerine düşünmeli insan: Hırs, rekabet, kıskançlık, duygu sömürüsü, bencillik, manipülasyon, nifak tohumları, alay etme, aşağılanma kompleksi, kibir, diğerini kullanma, küçümseme, çarpık savunma mekanizmaları, ikiyüzlülük, düşürme-aşağıya çekme, dedikodu, yalan, hiyerarşi, bağımlılık, çağa uyumlanamama ya da çarpık arayışlar. Toplumsal ağın her tarafını kuşatmış durumda. Ancak bu ahlaksız giydirmelerden uzaklaşırsa daha az parayla ve maddeye esir olmadan bir arada yaşama kültürü geliştirerek gerçek yaşama kavuşur insan. Komün olgusu ve alternatif yaşam arayışları da ancak bu itkilerden ve komplekslerden, çağın hastalıklı yanlarından arınmış veya bunun çabasında bireylerle mümkün olur.
Komünün irinlerle zehirlenmemesi için, kaçınılan her biri benzer toplumsal yapılara dönüşmemesi için adeta bir seçilim ve örümcek ağı titizliğinde hareket etmeli. Önce komün sonra veya birlikte iyileşme düşüncesi belki cesur kadın ve gençlerin kararlı öncülüğü ve titizliğiyle mümkündür. Öte yandan psikoterapi ve ruhani amaçlı komünler de aynı anda iyileşmeyle beraber özne olma ve yaratıcı süreçleri de beraberinde getirebilir. Kuşkusuz bu komünler sadece bir mekâna özgülenecek yapılar değil farklı mekânlarda........
