Beraat yetmedi: GöçNet’te “tehdit” olarak kaldı
Pakistanlı Abbas, Haziran 2024’te kucağında yüksek ateşle yanan çocuğuyla İstanbul Okmeydanı Prof. Dr. Cemil Taşcıoğlu Şehir Hastanesi’nin acil servisine koştuğunda, o gecenin hayatını bir "dijital bir hücreye" dönüştüreceğini bilmiyordu. Sadece çocuğuna bir doktor arıyordu.
Ancak dil engeli, çocuğun dinmeyen ağlaması ve sıradaki gerginlik, diğer hasta yakınlarıyla sözlü bir tartışmaya dönüştü. Önce güvenlik, sonra hastane polisi devreye girdi. Basit bir "sıra kavgası", Abbas ve eşi için bir adli sicil kaydına dönüştü.
Türkiye yargısı kararını 9 Nisan 2025’te verdi: Mahkeme heyeti, olayda bir suç unsuru bulmadı. Beraat etti. Abbas (Güvenlik gerekçesiyle isim değiştirildi), elindeki mahkeme ilamıyla kâbusun bittiğini sanıyordu. Aklanmıştı, ama mahkemeye göre. Göç İdaresi’nin veri tabanı GöçNet’e göre değil.
Hukuk literatüründe bir karşılığı yok. Ama bürokratik idarede ağır bir kod: N-99.
Göç İdaresi veri tabanında (GöçNet), "Interpol Tarafından Aranan Şahıs" veya "Giriş Yasağı" anlamına geliyor. Bu, teknik karşılığı. Pratikte ise “Genel Güvenlik Tehdidi.” Yargı denetiminden muaf. Süresiz bir “idari fişleme.”
Mahkeme heyetinin somut delillerle verdiği beraat kararını sistemin "entegrasyon eksikliği" gerekçesiyle tanımaması; basit bir hastane tartışmasını uluslararası bir terör şüphesiyle aynı kefeye koyarak, bireyin hukuki masumiyetini idari bir algoritmanın insafına terk ediyor.
Beraat kararından 7 ay sonra, Kasım 2025’te İstanbul’da; Abbas ve eşi, minibüsle Okmeydanı’ndaki evlerine dönüyordu. Rutin bir GBT (Genel Bilgi Toplama) kontrolüne denk geldiler. Polis memurunun tabletine kimlik bilgileri girildiğinde ekran kırmızıya döndü.
Ulusal Yargı Ağı (UYAP) ile Göç İdaresi veritabanı (GöçNet)........
