menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İran yolculuğu:İtiraz ve İsyan

26 0
21.03.2026

Pasangard ve Persepolis antik kentlerini ziyaret isteğim, yılın neredeyse 132 günü tatil olan ülkede, bir de Mahsa Amini’nin ölüm yıl dönümü protestoları korkusu nedeniyle kapalı olması eklenince gerçekleşmedi.

Pasangard’ın M.Ö. 550 II. Kiros’un (Büyük Kiros) Med İmparatorluğu’nu  yıkması sonrası başkent yapması ile önemli hale geliyor. Günümüze kadar gelen ona ait beşik mezarının, uzun süre Süleyman peygamberin annesi zannedilerek bozulmadan gelmiş olmasını dışarıdan izleyip yola devam etme zamanı.

Pasangard’an aldığım hatıra hediyelerin  rüzgarın hızına dayanamayarak düştüğünü çok sonradan fark ediyorum. 16 km ötede I. Darius’un M.Ö. 522 de başa geçmesiyle kurduğu muhteşem şehir Persepolis’i gezememek derin bir üzüntü bıraksa da yolun uzunluğu nedeniyle devam etmek zorunda kalıyorum.

Ayrılmadan önce İranlı gençlerle sohbeti arkamızda Persepolis şehrinin görüntüsü ile devam ettiriyoruz. Hem kendi ülkelerinde hem de diğer ülkelerde diktatörlüklerin yıkılacağına olan inancımızı paylaşarak tekrardan zafer işaretlerimiz kadraja giriyor. Diktatörlükten kurtulmak için yoğun bir istek duyan İran gençleri düşünüyorum. Yazıyı yazarken zihnim bir yanda ABD-İsrail saldırganlığından nasıl etkilendiler diye endişeli duruyor. Öte yanda bu yaşananlar karşısında ne düşünüyorlar, istedikleri özgürlük bu saldırganlıkla nasıl gelecek?  Bunun cevabını gerçekten bilmek isterdim.

 Persepolis görüntüsü eşliğinde İran’lı gençler

Şiirin ve şarabın diyarına: Şiraz

Sürekli yük ve petrol taşıyan kamyonlarla, ağır vasıtaların etkisiyle bozulmuş; etrafta doğru dürüst ağaç olmayan ve sanki çölde gidiyormuşum duygusu veren yolların ardından yolum artık Zend Hanedanı’nın ihtişamını yansıtan Şiraz’a çıkıyor. İlk Kur’an örneğinin saklandığı kapıdan geçince bereket getirdiği düşünülen ticaret yolunun içinde yer alan Ala Kur’an Kapısı, rindlerin şairi Hafız-ı Şirazi’nin heykelinin bulunduğu meydana açılıyor. Sadi-i Şirazi ile birlikte 14. yüzyıl civarında yaşayan bu iki şair, hem İran hem de dünya edebiyatının önemli isimleridir.

Ala-Kuran kapısı ve Hafız-ı Şirazi heykeli

Tasavvuf şiirinin öncülerinden olan, şiirinde gerçeküstü öğeler olan, rindlik bakımında bütün şarkın en lirik şairi sayılıyor.

Hafız’ın Meyhane Yolu isimli şiirinden bir parça:

Olursam sarhoşluk yüzünden helak,

Sarhoşların töresiyle atın üstüme toprak.

Asma tahtasından yapın tabutumu,

Meyhane yolunda verin toprağa beni.

Şeyh Sadi-i Şirazi de 13. yüzyılda yaşamış, yine Şiraz doğumlu bir diğer önemli şair ve din adamıdır. İran’da o kadar sevilen bir şair ki kendine ait özel bir günü bile varmış: 21 Nisan, “Sadi Günü”. Daha çok sosyal ve ahlaki temaları işlemesiyle bilinen Sadi’nin anıt mezarını, kısmen bakıma alınmış olsa da, gezme şansım oldu.

‘’Veda ederken ölmemişsem,

beni gerçek aşık sanmayın’’

İranlı genç bir grupla yoksulluk  ve umut üzerine konuşuyoruz. Tarihin belki de ilk şerbetli tatlısı sayılan, buğday nişastası ve gül şerbeti ile yapılan faloodehi tattıktan sonra 900 yıllık İrem Bahçeleri’ni dolaşıyorum. Hafız-ı Şirazi’nin de çok sayıda şiirinde geçen ve cennet tasvirlerinde anlatılan İrem Bahçeleri’nden çok da etkilenmediğimi söyleyemeyeceğim. Belki zamanla görkemini yitirmiştir. Şiraz’da buna benzer 120 bahçe olduğu söylediler.

Faloodeh ve İranlı........

© Bianet