menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

"İnternetime dokunma"

27 0
07.04.2026

Mis Sokağı’na girdim. Etraf sakindi. Saatime baktım; buluşmaya daha bir saat vardı. Yıl 2011, aylardan Mayıs…Bir hafta önce Facebook’ta görmüştüm çağrıyı.“İnternetime dokunma” başlığıyla yapılmıştı.İktidar, elini değdirebildiği her alanı kendi denetimine almak istiyordu. Mecra, kurum, söz… ne varsa.

Muhalif sesler ya hiç çıkmasın ya da görünmez olsun isteniyordu.

Süslü bahanelerle dijital alanı daraltmanın, kelimelere bile sınır çekmenin planları yapılıyordu.Ama bir şey hesap edilmemişti.Z kuşağı bilgisayarın içine doğmuştu.Ve ilk refleks, ilk itiraz onlardan geldi.Ardından dalga büyüdü. İktidar karşıtı geniş kesimler de aynı öfkeye  katıldı.

On dokuz şehirde eş zamanlı protesto planlanıyordu.

Facebook’tan yapılan çağrıya tam 450 bin kişi oy fikrini beyan etmişti. Evet, dört yüz elli bin…Bu sayı bir kalabalıktan fazlasını söylüyordu.Bu, görünmez bir itirazın görünür hâle gelmesiydi.Bu, “buradayız” diyen bir iradeydi.

Yürüyüş saati yaklaşıyordu.İlk buluşma noktası tramvay durağıydı. Tünel’den Taksim’e doğru akacaktı kalabalık.Durağa vardığımda bir grup genç dikkatimi çekti. Yerde çok sayıda döviz vardı. Yanlarına yaklaştım.Tam o sırada iki kişi geldi. Kendilerini polis olarak tanıttılar. Gençlere yaklaşıp sordular:“Katılım ne olur, bir sayı var mı tahminen ?" Gençlerden biri hiç tereddüt etmeden, sakin ama kendinden emin bir sesle cevap verdi:“Valla abi… Biz bin döviz hazırladık. Kaç kişi gelir, bilmiyoruz.”Polisler “tamam” deyip uzaklaştı.Ama o cevapta saklı olan şey sayılar değildi.Orada, henüz toplanmamış bir kalabalığın özgüveni vardı.

Dört yüz elli bin kişinin ankete katıldığı bir çağrıya kaç kişinin geleceğini ben de merak ediyordum.Az sonra bir grup daha geldi. Onların da ellerinde irili ufaklı dövizler vardı. Yerdekileri de alıp Tünel’e, başlangıç noktasına doğru yürüdüler.Tramvay durağında bir arkadaşımla sözleşmiştik. Daha vakit vardı. Karşıdaki büfeye oturdum.

Çok geçmeden o da geldi. Hesabı ödeyip kalkmak üzereydik ki Tünel tarafından sloganlar, ıslıklar, müzik sesleri gelmeye başladı.Fransız Konsolosluğu’na doğru yürürken kalabalık göründü.Bir an durduk.Bu ne?Binlerce insan…Taksim’e doğru akıyordu.Hızlandık kalabalığın arasına katıldık.Ertesi gün haber siteleri ve polis kaynakları eyleme katılan 50–60 bin insandan söz ediyordu.Ama mesele sayı değildi.O gün,Bir kalabalık yürümemişti sadece.Bir kuşak ilk kez“buradayım” demişti.Ve bu gösteriden kısa süre sonra iktidar........

© Bianet