menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Mücadele edenlerin bayramı: 1 Mayıs

19 0
28.04.2026

Emeğiyle yaşayanların hak mücadelesi sürüyor.

“1 Mayıs, 1 Mayıs işçinin, emekçinin bayramı...” Bu sözler, Sarper Özsan’ın yazdığı 1 Mayıs Marşı’ndan. Evet, 1 Mayıs işçinin, emekçinin bayramıdır. Dahası, kazanımların mücadele edilerek güvence altına alındığını gösteren 1 Mayıs, herkes için önemli bir gündür. 1 Mayıs’ın tarihçesini ve anlamını ele almak için bu yazının alanı yetmez.

Marksizm, işçilerin toplumsal değişim ve devrim açısından öncü bir role sahip olduğunu vurgular. Mücadeledeki bu öncü rol ve kararlılık sayesinde kazanımlar elde ediliyor. Tabii, bunlar kolay elde edilmiyor. 8 saatlik çalışma, haftalık ve yıllık ücretli izin vb. haklar; çalışırken dökülen alın terinin ve kararlılıkla verilen mücadelenin bir sonucudur.

İşçilerin mücadelesinin önemli bir bölümü, kadın emeğinin sömürüsüne karşıdır. Bu mücadelede kadın işçilerin ve sendika liderlerinin özel bir yeri bulunur. Bu işçi önderlerinden yalnızca Lucy Parson’un hikâyesi dahi kadınların mücadeledeki yerini gösteriyor. 8 saatlik çalışma süreci mücadelesinin öncülerinden ve Haymarket Meydanı eylemlerini örgütleyenlerden biri olan Parsons, kadınların erkeklerden daha fazla sömürüldüğünü net bir biçimde ifade ediyordu. Mücadelesinin düzeyi, onu Chicago polisinin gözünde 1000 isyancıdan daha tehlikeli biri hâline getirmişti.

İşçiler, işyerlerinde sömürüye karşı mücadele ettikleri kadar savaş karşısında da mücadele eder. Savaşlar ve silahlı çatışmalar işçilerin ekmeklerini küçültür; alın terini ve emeğini görünmez kılan ana sebeplerin başında gelir. Tam da bu sebeple, işçi hareketleri ve sendikalar özünde barış hareketinin asli bileşenidir. Bu bakımdan, Kürt meselesine ilişkin devam eden barış süreci işçileri, emekçileri ve sendikaları yakından ilgilendiriyor. Emeğine, ekmeğine ve alın terine sahip çıkmanın yollarından biri de barış mücadelesine sahip çıkmaktır.

Sömürü ve baskı devam ediyor

1 Mayıs’ı kutlayacağımız bu hafta, Bağımsız Maden İşçileri Sendikası (Bağımsız Maden İş) üyesi Doruk Madencilik işçileri, Ankara’da hakları için eylem yapıyor. 12 Nisan’da madenin bulunduğu Eskişehir’in Mihalıççık ilçesinden yola çıkan işçiler, Ankara’ya girişte ve sonrasında müdahalelerle karşılaştı.

Açlık grevine başlayan işçilerin çıplak bedeninde yazan şu söz, sömürünün düzeyini ve boyunu ortaya koyuyor: “Şimdi daha da açız ve çıplağız. Çok bağırdık, artık susuyoruz…”

Bağımsız Maden İş, direnen işçinin bedenindeki bu çarpıcı sözü, “Polisler Ankara halkı biz görmesin diye gözaltı araçlarını önümüze çekti. Konuşmuyoruz, yemiyoruz ve görünmüyoruz. Tüm Ankara halkına çağrımızdır; bizi görün, duyun, yanımıza gelin. Size ihtiyacımız var.” mesajıyla X platformunda paylaştı.

İşçiler, ödenmemiş ücretlerini, işçi sağlığı ve güvenliğine uygun çalışma koşullarını, sendikalı olduğu için işten atılan........

© Bianet