menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Çocukların sosyal medya kullanımı dünya genelinde nasıl düzenleniyor?

18 0
21.04.2026

Türkiye’de çocukların sosyal medya kullanımı son dönemde giderek daha yoğun bir tartışma konusu haline geliyor. Özellikle gençlerin dijital platformlarda geçirdiği sürenin artması, siber zorbalık, bağımlılık ve veri güvenliği gibi başlıkların kamuoyunda daha görünür hale gelmesiyle birlikte, bu alana yönelik düzenleme ihtiyacı daha sık dile getiriliyor. Yetkililerin zaman zaman sosyal medya kullanımına yaş sınırı getirilmesi ya da ebeveyn denetiminin güçlendirilmesi gibi önerileri gündeme getirmesi, tartışmanın yalnızca toplumsal değil, aynı zamanda politik bir başlık haline geldiğini de gösteriyor.

Ancak Türkiye’de bu tartışmaya eşlik eden önemli bir kaygı da var: Bu tür düzenlemelerin çocukları koruma amacıyla geliştirilirken, aynı zamanda daha geniş bir denetim ve gözetim mekanizmasına dönüşme ihtimali.

Özellikle sosyal medya alanının zaten yoğun biçimde düzenlendiği bir ortamda, çocuklara yönelik getirilecek yaş sınırı, kimlik doğrulama ya da ebeveyn denetimi gibi uygulamaların yalnızca koruma amacıyla mı sınırlı kalacağı, yoksa kullanıcı davranışlarını daha geniş ölçekte izlemeye imkân tanıyan araçlara mı dönüşeceği tartışılıyor.

Bu nedenle mesele yalnızca “çocukları nasıl koruyacağız?” sorusuyla sınırlı değil.

Aynı zamanda şu soruyu da beraberinde getiriyor:

Koruma ile gözetim arasındaki sınır nerede çizilecek?

Ancak bu tartışma Türkiye’ye özgü değil. Dünya genelinde devletler benzer sorularla karşı karşıya: Çocukları sosyal medyanın risklerinden korumak için en doğru yol nedir? Yasaklar mı, denetim mekanizmaları mı, yoksa platformların daha fazla sorumluluk üstlenmesi mi?

Bugün farklı ülkeler bu sorulara farklı yanıtlar veriyor. Kimi doğrudan yasak getiriyor, kimi ebeveyn kontrolünü öne çıkarıyor, kimi ise sorumluluğu platformlara yüklüyor. Ortaya çıkan tablo, tek bir çözümden ziyade farklı modellerin bir arada var olduğu karmaşık bir yapıya işaret ediyor.

Bugün dünya genelinde çocukların sosyal medya kullanımına yönelik düzenlemeler kabaca dört ana model etrafında toplanıyor: yaş yasağı, yaş doğrulama/ebeveyn izni, platform sorumluluğu ve parçalı düzenleme modelleri. Bu yazı, bu farklı yaklaşımları ve öne çıkan örnekleri ele alarak küresel tabloyu ana hatlarıyla ortaya koymayı amaçlıyor.

En sert müdahale: Yaş yasağı modeli

Yaş yasağı modeli, belirli bir yaşın altındaki çocukların sosyal medya platformlarına erişiminin tamamen engellenmesine dayanıyor. Son dönemde bu eğilimin en dikkat çekici örneği Avustralya oldu. 2025 sonunda yürürlüğe giren düzenleme ile 16 yaş altındaki çocukların birçok sosyal medya platformuna erişimi yasaklandı ve bu yasağın uygulanmasından doğrudan platformlar sorumlu tutuldu.

Fransa da benzer bir yönde ilerliyor. 2026’da kabul edilen düzenleme ile 15 yaş altındaki çocukların sosyal medya erişiminin tamamen yasaklanması hedefleniyor. Bu düzenlemelerde dikkat çeken nokta, sosyal medya şirketlerinin yalnızca içerik sağlayıcı değil, aynı zamanda çocukları korumakla yükümlü aktörler olarak konumlandırılması.

Bu modelin arkasındaki temel motivasyon, çocukların özellikle algoritmik içerik akışları karşısında korunması. Sosyal........

© Bianet