menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Teğet, bayağılık ve illüzyon

12 0
14.02.2026

Hakikat ile kurgu arasındaki çizginin giderek silikleştiği, belleğimizin sürekli yeniden dizayn edildiği bir zaman aralığındayız. Geçmişin pürüzlü ve keskin gerçekliği, bugünün konforlu anlatıları içinde eritilip bize sunulurken bizler de çoğu zaman bu uyuşukluğu kabullenmeye hazırızdır. Tarih artık salt yaşananların bir dökümü değil, iktidarların elinde şekillenen uysal bir masala dönüştürülmek istenir. Bu dönüşüm operasyonu, zihinlerimize çocukluktan kazınan o en bildik, en masum tekerlemeyle başlar:

“Bir varmış bir yokmuş”un anlatısal aracı, tarihi tek bir hamleyle hem güvenli bir uzaklığa yollar hem de şimdinin hegemonyasına teslim eder. Bu durum bize iki şey verir: Hem tamamlanmış hem de belirsizlik ve giz içerisindeki anların zincirini… İktidar için “Allah’ın lütfu” budur. Bu, homojenize edilmiş bir tarihin yaratımı; yani kopuşların, mücadelelerin ve devrimin izinin yok edilmiş hâlidir.

Sadece bu mu? Hayır. Bu tarih aynı zamanda muktedirin her an elinin altındadır. Her krizde yeniden kurgulanmış bir tarihle karşı karşıyayız ve bunun sürekliliği bir kısırlığın göstergesidir. Onların mitolojisindeki “fahişe” imgesi de böyledir: Her an içine girilmesi kolay olan ama hiçbir zaman “kirlenmemiş/kirletilmesi mümkün olmayan”, sürekli içi doldurulan ama hep boş olandır. Muktedirin elindeki tarih de böyledir: Kısır ama sürekli bir doğum sancısı çeken; “kutsal, saf ve hiç dokunulmamış”, lakin sonsuz tekrarlanabilirliği ve kurgulanabilirliği ile iç içe geçmiş bir hâldedir.

Bu egemenlerin tarihi toplumda da vuku bulur. Bize insanlığın tarihini nasıl öğretirler? “İnsanlar önceleri mitoslara inanıyorlardı. Bütün bilgileri mitosları oluşturan öykülerle sınırlıydı. Sonra felsefe başladı ve mitoslar dönemi bitti. İnsanlar sorgulayan bir anlayışla hareket etmeye başladı. Daha sonra bilimsel yaşam gündeme geldi, pozitif dönem başladı ve felsefenin yerini bilim aldı.”

Hâlbuki hâlâ bütün bunları iç içe yaşıyoruz. Geçmiş, şimdinin içinde bir anlama sahip olduğu için günceldir. Geçmiş şimdinin içinde yansır; şimdi geçmişin imgesini süzer. Geçmişi şekillendiren koşullara dayalı eleştiri, şimdinin kaygılarından kaçamaz. Jetzt-Zeit’in (Şimdi-Zaman) temelini oluşturan, belirleyiciliğin ele geçirilmiş olmasıdır.

Jetzt-Zeit, kısaca geçmiş ve geleceği de içine alan, dopdolu ve anlamlı bir "şimdi" olarak tarif edebileceğim kavramdır. Aslında biz devrimcilerin kendi zaman dilimleri, kavramları olmalı. Ancak Jetzt-Zeit ve onun modeli olan Kairos unutulmuştur. Kapitalistler tarafından ele geçirilen bu belirleyicilik, bizde Zeitgeist (Zamanın Ruhu) olarak vuku bulmuştur. Bundan ötürü "bizim mahallenin insanı", devrimi tek bir eylem şeklinde tahayyül etmektedir. Oysa devrim; çoklu ve değişken çelişkilerin olduğu, eylemlerin ve tarihin (Jetzt-Zeit) iç içe geçtiği, tüm zamanların birbiriyle kesiştiği bir denk gelme anıdır; şiddeti değişken patlamalarla ilerleyen bir birbirini izleme hâlidir.

Zaman kavramı bu yüzden önemlidir. Her şey sınıfsal ise kapitalistlerin zamanı neden sınıfsal olmasın?. Bir kere o zaman dilimine girersiniz –ki girdik– hayata bakışınız onlara benzer. Bir şeylere "süreksiz bir süreklilik" içinde ayak uydurma çabasıyla birlikte çağı yakalamanızı isterler. "Zamanın Ruhu'nu yakalayamayanlar kaybederler" şeklinde bir saldırı yürütürler. Kimse de sormuyor: "Abi, zamanın ruhu olabilir mi?".

Hemen kabullendik bu kavramı ve kullanmaya başladık. Nasıl mı? Gündelik hayatta kullandığımız Twitter, Instagram ve Facebook vb. sayesinde. Çünkü orada, bu aşırı hızı içeren sürekli bir akışın içinde olma zorunluluğu vardır. Kapitalistler için kültürün amacı bellidir. Onlar için kültürel üretim; kültürel kabul ve ıslah etmek için vardır. Yeni sosyal ilişki biçimlerindeki kültürün provası, özellikle son zamanlardaki kimliksel imgelemlerin görünürlüğünün bu denli artması, sistemin kendisi içindir.

Şimdi bir sıçrama yapalım.

Kapitalistlerin en zorlandığı konu emeğin denetimidir. Josiah Wedgwood, 1770'lerden başlayarak emek sürecindeki denetimi dert edinmiştir. Wedgwood için topraktan yeni........

© Bianet