menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Misak-ı Milli ve Kurtuluş Savaşı: Direnişin kayıp sayfaları

20 0
18.07.2026

Sene 1888. Küçük Mustafa, elinde bir teneke parçası. Gürültü çıkararak kargaları kovalıyor. Ekini koruyor.

Ağaçta asılı bir şey fark etti. Kafeste bir kuş. Tırmandı. Uzandı. Tutunduğu dal çıtırdadı. Kırıldı. Küçük Mustafa aşağı düştü… Bayıldı mı, öldü mü? Belirsiz.

Kendimizi VII. Osman devrinde buluyoruz. Fenerbahçe Şampiyonlar Ligi’nde Antep St. Germain ile eşleşmiş. “Keşke Atletico Adana çıksaydı,” diye yakınıyor. Başrolde Ata Demirer. Deniz Göktaş tutuklanınca dut yemiş Trakya bülbülüne dönen zat.

Osmanlı Cumhuriyeti[1] tam bir alternatif tarih fantezisi. Tek sorusu var: Küçük Mustafa o gün ölseydi ne olurdu?

Gani Müjde’nin varsayımı: Kurtuluş Savaşı yaşanmıyor. Antep Fransız şehri olmuş. Türkiye defteri hiç açılmamış. Osmanlı Cumhuriyeti ise ABD mandası altında.

Senaryo tanıdık. Resmi tarihin standart paketi bu. İlkokuldan beri yükleniyor.

NATO Zirvesi’yle antiemperyalizm yine trend oldu. Köprü ABD bayrağının renkleriyle aydınlatıldı. Son dakika: Kurtuluş Savaşının adı değişiyormuş.

Küçük Mustafa ölmemiş. Sadece bayılmış. Önce Kemal, sonra Atatürk oldu. Emperyalistleri kovdu.

Banu Avar’ın soğuk sesini hatırlayan var mı? Sevr’i anlatırdı. Harita pul pul dökülürdü. Kürdistan. Ermenistan. Ege kıyıları Yunanistan.

Sevr yalnızca bugünkü Türkiye sınırlarını mı kurcalıyordu? Ya da Misak-ı Milli? Sevr Antlaşması: 10 Ağustos 1920. Misak-ı Milli: 28 Ocak 1920. Önce Misak-ı Milliye göz atalım.

Arap çoğunluk bölgeleri emperyalist işgal altındaydı. Misak-ı Milli yetkiyi halka verir: Plebisit ister.[2] Sevr’de öyle olmaz. Plebisit iddiası buharlaşır.[3] Yerine İngiliz-Fransız mandası gelir. Bolşeviklerin teşhir ettiği Sykes-Picot düzeni yani.[4]

Lozan Sevr’i bir paçavra gibi yırtıp atmıştır. Savaşı kaybettiğini anlayan emperyalistler barışa mecbur bırakılmıştır. Musul ve Hatay sayılmazsa, Misak-ı Milli tamamdır. Resmi tarih anlatısı özetle böyledir.

Hatay zaten sonradan halledilmiştir. Musul içinse en azından Türkiye’ye tanınan 25 yıllık petrol geliri payının Irak hükümetince ödenecek 500 bin sterlinlik toplu bir meblağa çevrilebilmesi öngörülmüştür.[5] Enflasyon falan derken bugünkü karşılığı 27,2 milyon sterlin.[6] Cristiano Ronaldo, Real Madrid’e 80 milyon sterline transfer olduğunda sene 2009’du.

Balkan ulusları ve kandırılan Araplar

Lozan, Sevr’i tutuşturdu. Ama küle çevirmedi.

Resmi tarihin Lozan anlatısı mevcut Türkiye sınırlarını referans alır. Misak-ı Milli'deki plebisit-Arap denklemini pas geçer. Araplar “zaten” bize ihanet etmiştir. Ne yaparak?

Arabistanlı Lawrence.[7] İngiliz istihbaratının en ünlü provokatörlerinden. Ne mi yaptı? Gitti, Arapları Osmanlı’ya karşı ayaklandırdı. Bu anlatı, Arapların kendi kaderini tayin hakkını bir ajan filmine sıkıştırıyor.

Konu 19. yüzyıldaki Sırp, Yunan ve Bulgar bağımsızlık hareketleri olunca Fransız Devriminin milliyetçilik fikri, yerel dinamikler ve Çarlık Rusyası dâhil büyük devletlerin müdahaleleri birlikte anlatılır; hiçbiri tek başına belirleyici neden ilan edilmez.

Konu Şerif Hüseyin’in 1916’da Hicaz’da başlattığı isyana gelinceyse açıklama hazırdır: İngiliz komplosu, Arap ihaneti.[8]

Müşterek sükût-ı hayal

Şerif Hüseyin ile oğlu Faysal’ın hedefi bağımsız ve birleşik bir Arabistan’dı.[9] Ve evet, İngiltere de malum hesapla bu mücadeleyi desteklemiştir: Düşmanımın düşmanı dostumdur.

İngiliz mandasını savunmuyordu bu çizgi. Bağımsızlıkçıydı. Ki Osmanlı hâkimiyetine karşı İngiliz mandasını savunması da anlaşılır olabilirdi. Halide Edip de İngiliz-Fransız emperyalizmine karşı Amerikan mandasını savunmamış mıydı?[10]

Osmanlı hâkimiyeti kırıldı. Fahreddin Paşanın direncine rağmen.[11] Ama yerini bağımsız Arap krallığı almadı. İngiliz-Fransız manda düzeni kuruldu.

Peki, Arapların tamamı istiklali emperyalist ittifaklara mı bağlamıştı?

Birinci Ankara Anlaşması

Tarih kitaplarında Güney Cephesi olarak geçer. Maraş, Urfa, Antep, Adana, Mersin, Osmaniye, Çukurova…

Askeri yük büyük ölçüde kuvacıların omuzlarındaydı. Heyet-i Temsiliye, ardından da Ankara, subay, silah ve koordinasyon sağladı. Ama sahada çarpışanlar Sütçü İmamlar, Ali Saip Beyler, Karayılanlar ve Şahin Beylerdi.[12]

Fransızları güneyden çıkaran, direnişle diplomasinin birleşmesiydi. Bunun kâğıt üzerindeki adı Ankara Anlaşmasıydı.[13]

Suriye’ye çekildiler. Ve Lübnan’a. Misak-ı Millide plebisit istenen Fransız işgal bölgelerine. Peki, Suriye’de ve Lübnan’da Fransız işgaline direnen Karayılanlar yok muydu?

İbrahim Hananu, Halep ve İdlib çevresinde savaşıyordu.[14] Lazkiye dağları Şeyh Salih el-Ali’ye emanetti.[15] Suriye Savunma Bakanı Yusuf el-Azma, Şam’a açılan kapı olan Maysalun Geçidi’nde çarpışırken şehit düştü.[16]

Fransız Suriye ve Lübnan Yüksek Komiseri General Henri Gouraud’un konvoyuna Şam-Kuneytra yolu üzerinde pusu kurdu Adham Hanjar.[17] 1921’in 23 Haziranıydı. Toprak sıcaktan tütüyordu. Sözde Şam valisi yaralandı ama Henri kurtuldu. Hanjar’ı yakalayıp Şam’da astılar.

Filmin başında Ankara Hükümeti, bilhassa İbrahim Hananu’yu ve diğer Arap direnişlerini destekliyordu. Hananu Maraş’a kadar gelmiş, silah ve mühimmat desteği........

© Bianet