menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Nobran kalabalığın şiddetli yaşamı

47 0
13.06.2026

Kendisine gömülen ve gömülmesi istenen birey, sistem tarafından tüketim ve sonsuz çalışma ile kuşatılırken hayatını seçtiği yanılsamasına kapılıyor kolayca. “Kendin yap”, “kendini yönet” ve “çıkış yolunu kendin bul” denen kişi, hem sorunlarıyla boğuşmaya itiliyor hem de atomize ediliyor soyutlanıyor. Dolayısıyla başkalarında aradığı zorbalık, sistemin ona dayattığı sıradan bir eylem hâline geliyor.

Piyasa tanrılarının boyunduruğuna giren, sistemin “iyi yaşam” ve “refah” vaadiyle uyuşturulan, bu süreçte hem bocalayan hem de hınçla dolan; performans ve tüketim kıskacına alınan birey, Zygmunt Bauman’ın ifadesiyle “özgürlük ve acizlik paradoksuyla” yaşamak zorunda bırakılıyor.

Tüketmek için çalışan, çalışmak için yaşayan ve tüm bunlar için sürekli borçlanan bireyin toplumsal konumu belirsizleşirken ruh hâli de bozuluyor. Söz konusu durum, etrafını saran çoğunluk için de geçerli olunca acımasız rekabet, mevcut akışın (neoliberal sistemin işleyişinin) alâmetifarikasına dönüşüyor. Bu durum da mükemmellik sanrısı ile yetersizlik gerçeği arasına sıkışan bireyi çıkarıyor karşımıza. “İşe yarıyorum, o hâlde varım” ile “herkesin yeri doldurulabilir” ifadeleriyle bu gerilim derinleşiyor.

Renata Salecl, Kabalık Çağı’nda hem bu gerilimi hem de kendini ortalığa sererken başkasını yok saymaya, hatta şiddetle bastırmaya uğraşan insanın durumunu anlatıyor. “Ben” ile “Başkası” kavgasının, sistem tarafından nasıl kârlı hâle getirildiğini ve kabalığın çağın düsturuna dönüştürüldüğünü hatırlatıyor.

Kendini ‘geleceğin yıldızı gibi pazarlayan’ birey

Neoliberal ideoloji, hepimizi yarışmacı birer özneye dönüştürür ve “başarı”ya ulaşmamız için her yolu denemeye teşvik ederken gerçek nezaketin yerine sahtesini koydu, daha da ileri giderek kabalığı geçerli kıldı. Salecl, zamanın ruhuna dâhil olan bu durumun çerçevesini çiziyor: “Kabalık, çağdaş kapitalizm dilinin bir parçası artık. Rekabeti, hızı ve bireysel ilerlemeyi yücelten bir dünyada yaşıyoruz. İşyerinde insanlardan verimliliğini durmadan sürdürmesi, her zaman müsait bulunması bekleniyor. Siyasette hakaret, performansa dönüştü. Sosyal medyada aşağılama eğlence niyetine kullanılıyor. En önemlisi ise öfke artık iletişimin önünde bir engel değil, itici bir güç hâline geldi.”

Anlayışın ve saygının ötelenerek açık ve örtük şiddetin, sabırsızlığın, hor görmenin, aşağılamanın, küçümsemenin ve narsisizmin öne çıkarıldığı, hatta pazarlandığı bu düzende Salecl, nobran kalabalığın hâlini anlatırken eleştirdiği sistemden çıkış yolları da arıyor.

Yazar, günlük hayatta ve dijital âlemde, işyerinde ve siyasette, kişilerin hem kendini ve karşısındakini hem de ona satın alması için sunulan ürünlerin tüketimine dayanan neoliberal kapitalizmin kabalığı olağanlaştırdığına dikkat çekiyor. Elbette bu sıradanlaştırmaya karşı direnenler de var. Kısacası kabalığı yaşam tarzı hâline getirenler ile ona başkaldıranlar arasında sıkı bir mücadele sürüyor.

Bahsi geçen mücadelenin bir ayağında, farklılığı teşvik eden sistemin performansını artırma kisvesi altında kişileri........

© Bianet