Lavrov’un mesajı ve toplumsal birliktelik
Geçtiğimiz yıllara göre popülaritesi biraz düşen Antalya Diplomatik Forumu’nda yine ses getirecek bir yorum Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov'dan geldi..
Sayın Lavrov, ABD'nin NATO ve Avrupa savunmasından çekilirken kurguladığı bir düzenden söz etti..
ABD'nin olmadığı bir NATO ile işbirliği içinde bir İngiltere-Türkiye-Ukrayna ittifakı..
Bu ortak bir futbol ligi olsaydı muhtemelen bizde bir heyecan yaratırdı.. İngiltere, Almanya ve İspanya ligindeki bir çok yıldızı yakından izleme fırsatı bulur, Ukrayna ligindeki bir çok takımı yenebilirdik..
Ama diplomasi ligi farklı bir lig ve bilgisayar oyunlarında olduğu şekliyle oyunu kaybedince yeniden başlatma olanağı yok..
O nedenle Lavrov’un paylaşımının altında yatan duyguyu iyi anlamak gerekiyor.. Gelin şöyle bir empati yapalım.. Teşbihte hata olmasın ..Benzetme yanlışsa peşinen özrümü kabul etsin okuyucularım..
İTTİFAKLARIN ÜÇÜNCÜ DEVLETLERDE YARATTIĞI DUYGULAR..
Bu benzetmede biz Rusya olsaydık, bizim için İngiltere şu anki İsrail, Ukrayna şu anki Yunanistan, Türkiye de şu anki Suriye olurdu.. Kısaca özetlersek İsrail-Yunanistan ve Suriye bir ittifak kurarsa biz ne hissedersek Ruslar da muhtemelen böyle bir ittifakta aynı duyguyu hissedecekler.. İsrail ve Yunanistan’a şaşırmazdık ama Suriye için ne hissederdik? Dediğim gibi.. Paradigmalar, yaşananlar, yapılar tamamen farklı.. Bu gerçek bir analoji değil.. Ama duyguyu tarif etmek için bence yeterli..
Aslında Rusya’nın söz konusu Ukrayna ile fiili silahlı çatışmada olduğu gerçeğini düşünürsek, belki de yetersiz..
Peki nedir Rusların beklentisi? Kanımca, boşuna endişelendikleri yönünde bir şeyler duymak..
Bizim, varsa eğer, böyle bir ittifaktan beklentimiz nedir? İsrail’in Türkiye’yi açık tehdit olarak tanımladığı, müstafi Beyaz Saray uzmanının ABD’nin bizzat İsrail ile birlikte Türkiye ile çatışma ihtimalinden söz ettiği bir ortamda?
Grönland’ı ABD ye karşı savunmak için gönderilen 15 askere yarım düzine de tekme tokat askere alınmış bıyığı yeni terlemiş Ukraynalı çocukların eklenip bize yardıma gönderilmesi değildir diye düşünüyorum.. Muhtemelen, çok ince çizgiler ile yönetilmeye çalışılan bir süreç, böyle kibar ve Atlantik cephesinden kibar olmayan sorularla karşı karşıya kalmaya devam edecektir..
Tabi Lavrov daha çok şey söyledi.. Zor bir dönemde bazı devletlerin büyük sınavlar vereceği.. Bunlar belki birden fazla köşe yazısının konusu olabilecek kadar içeriğe sahip..
BİZİM ÇOCUKLAR VE TOPLUMSAL BİRLİKTELİĞİN ÖNEMİ
Büyük savaş devlet büyüklerimizin de teyit ettiği gibi tırmanma eğiliminde.. Böyle bir zamanda toplumsal birlikteliği ve ulusal bütünlüğü sağlamalıyız.. Zira bu konuda bir zafiyet gerçekten korkunç sonuçlar doğurur..
Kahramanmaraş ve Urfa’da yaşananlar bizim için önemli uyarı.. Toplumda, özellikle gençler arasında ulusal kimlik, gelenekler ve aidiyet duygusu işlenmeli ve her şeyden önemlisi adalet ve hakkaniyetin sağlandığı duygusu oluşturulmalıdır..
Zira aidiyet duygusunun önündeki en büyük engel sosyal paylaşımdan dışlanmış olmaktır. Sosyal şiddet sarmalının engellenmesi gerekir.. Sadece can ve mal güvenliği değil, eğitimde, sanatta ve sporda da adalet ve hakkaniyet.. Kazanma, gündemde kalma, sürekli alkış alma hedonizminin pompalanması sosyal birliği zora sokabilir..
Örneğin, içlerinde en önemsiz gibi gözüken sporda 3 Temmuz 2011’de organize suç örgütü üyesi olduğu sonradan ispat edilen bazı kamu görevlilerinin Fenerbahçe’ye karşı başlattığı operasyonda Fenerbahçe taraftarı on binlerin sokağa dökülmesini 30 yaş üzeri herkes net hatırlar.. Neyse ki o dönemde, en azından böyle büyük uluslararası çatışmalar eşiğinde değildik..
Bu nedenle Gülistan Doku olayı başta olmak üzere kolektif vicdani sorumluluk oluşturan bazı olayların aydınlatılması konusunda devletin gösterdiği yoğun çaba ve buna medya desteği beni umutlandırmakta.. Ama daha fazlasına, sürekliliğe, şiddet sarmalından arınmaya ihtiyacımız var...
TOPLUMSAL BİRLİK İÇİN BİZE DÜŞEN GÖREVLER..
Toplumsal şiddet körükleyecek, görsel medya ve özellikle dizi sektöründen, disiplinsiz eğitim sektörüne, stadyum küfürlerine izin veren spor yöneticiliğinden, bunu gazete ve televizyon diline çeviren yayıncılığa kadar herkes kendine bir çeki düzen vermeli..
Özellikle örgün eğitim ve toplumsal eğitim kanalında bulunan herkes..
Özellikle de büyük emek yatırımı yaptığımız, her sosyal kesimden genç entelektüel adayları..
Onlara büyük iş düşüyor..
Kazanma, daha fazlasına sahip olma hedonizmine bağlı sosyal şiddet oluşturacak davranışlara kapılıp, kendilerini örnek alan gençlere bu şiddet ve adaletsizlik algısını yaşatmamalılar.. Bilgeliğin safında birleşip, bu ülkenin geleceğine bir avuç harç eklemeliler..
Hepimiz bu ülkeyi bize bırakanlara ve bizden sonra bırakacağımız nesillere en azından bu kadarını borçluyuz..
