menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Milli birlikte buluşma iradesi

13 0
07.04.2026

Beykoz’da Anadolu İrfanı Değerleri Kahvaltı Buluşmasında bir sofraya oturduk. Alevi temsilcileri, dedeleri ve devlet yetkilileri yıllardır süregelen meseleleri samimi bir şekilde paylaştı. Herkes söz aldı, kimse çekinmedi.

AYRIŞMAYI ÖNLEYEN BİR YAKLAŞIM

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in duruşu dikkat çekiciydi. Alevilik üzerinden ayrıştırıcı başlıkları besleyecek adımlara izin vermeyecek net bir çizgi vardı. Alevi liseleri veya yalnızca belli bir kesime hitap eden eğitim modellerine mesafeli yaklaştı. Bu tutum, uzun vadede toplumsal birliği korumayı amaçlıyordu. Devletin görevi kimlikleri keskinleştirmek değil ortak zemini güçlendirmektir. O gün bunu bizzat gözlemledim.

EĞİTİM VE ORTAK HAFIZA

Toplantıda en çok eğitim konuşuldu. Alevi Bektaşi kültürünün yalnızca belli bir kesime ait olmadığı vurgulandı. Bu değerlerin tüm çocuklara aktarılması gerektiği konusunda herkes hemfikirdi.

Bu bakış açısı hayati önemdeydi. Bilgi paylaşıldıkça çoğalır, kapatıldıkça daralır. İnançların birbirine temas etmediği bir yerde önyargı büyür. Oysa eğitim yoluyla kurulan temas, farklılıkları tehdit olmaktan çıkarır ve ortak bir hafızaya dönüştürür.

O sırada Boğaz’ın karşısında Rumeli Hisarı’nı izledim. Koca hisarı dört ay gibi kısa sürede bitiren Yeniçeri Ocağı’nın disiplinini, Hacı Bektaş Veli’nin manevi rehberliğini düşündüm. Kurbanların kesildiği temel atma töreni, dualar, himmet ve dua… Tüm bunlar o stratejik yapının inşasında motivasyon kaynağı olmuş. Şehitlik Dergâhı’nın hemen yanı başında, Horasan Erenleri’nin manevi zemini hisarın güvenliğini güçlendirmişti. Bu düşünceler aklıma gelirken, eğitimin önyargıları nasıl kaldırabileceğini fark ettim. Farklılıklar birbirini öğrendikçe tehdit olmaktan çıkar ve ortak bir hafızaya dönüşür.

ZİHNİYET DEĞİŞİMİ VE SAMİMİ TEMAS

Yıllardır dile getirilen eleştiriler haklıydı. Devletin Alevi toplumuna yaklaşımında eksiklikler vardı. Ama o gün gördüğüm tablo değişimin başladığını gösteriyor. Yetkililerin Alevi dedelerine ve dernek, vakıf başkanlarına yaklaşımı nazik ve içtendi. Dinleyen bir tavır vardı. Bu küçük gibi görünen değişim uzun vadede toplumsal dönüşümün habercisi olabilir.

Bakan, yüzlerce yıllık meselelerin bir günde çözülemeyeceğini söyledi. Ama adım atmaktan geri durmayacaklarını vurguladı. Ne boş vaat vardı ne de inkâr. Gerçekçi bir yaklaşım ve kararlı bir irade güven verdi.

MİLLİ SECİYE VE GELECEK

Konuşmada Atatürk’ün “Milli seciyeyi esas alan bir eğitim politikası inşa etmek zorundayız” sözü öne çıktı. Bu yalnızca bir eğitim tercihi değil, toprakların kendi değerlerinden beslenerek geleceğini kurma iradesiydi. Farklılıkları yok saymayan, aksine onları ortak bir kimlik içinde anlamlandıran yaklaşım Türkiye’nin ihtiyacı olan bakış açısını gösterdi.

Beykoz’daki buluşmanın mesajı açıktır bu ülke konuşarak yol alabilir. Masaya oturduğumuz sürece çözülemeyecek sorun yok. O sırada düşündüm, bazen bir ülkenin kaderi büyük sözlerle değil, samimi temaslarla değişir. Söylenenlerin politika haline gelmesi, atılan adımların kalıcı hale gelmesi gerekiyor. Eğer bu sağlanırsa yıllardır konuşulan sorunlar kendiliğinden zemin kaybedecek. Yeter ki ayrışmayı besleyen değil birliği güçlendiren bir akıl hâkim olsun.

Aşk ile...


© Aydınlık