menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

KIVILCIMLI ÜZERİNDEN KURULAN YENİ BİR MİTOLOJİ

2 1
02.02.2026

Sayın Eşref Ural’ın Makalesi üzerine.

Bir düşünürü hapishane yıllarıyla, dramatik ölümüyle ya da “yerli” söylemiyle parlatmak kolaydır; zor olan, onun siyasal tezlerini egemenlik ve bağımsızlık açısından soğukkanlı biçimde tartışmaktır.

Türkiye entelektüel yaşamında geçmiş figürlerin dramatik yaşam öyküleri veya ideolojik sembolleri, tartışmanın analitik derinliğini gölgede bırakabiliyor. Hikmet Kıvılcımlı’nın hapishane yılları, kanserle mücadelesi veya hatıra mektupları anlatı değeri taşısa da; siyasal fikirleri duygusal portreler üzerinden meşrulaştırılamaz. Bir düşünürün değeri, ne kadar duygusal anlatıldığıyla değil, çözüm önerilerinin egemenlik, bağımsızlık ve toplumsal gerçeklik bağlamında tuttuğu yerle ölçülür.

Kıvılcımlı’nın Halk Savaşının Planları gibi eserlerinde, iç mobilizasyon kadar dış destek beklentisi (özellikle Sovyetler Birliği’nden) kritik bir faktör olarak öne çıkar. Bu, ne kadar yerli söylemlerle süslenirse süslensin, dış merkezli bir stratejiyi normlaştırma riskini taşır. Bir ülkenin siyasal dönüşümünü “başka bir jeopolitik merkeze” bağlamak; millî egemenlik söylemiyle çelişir. Kıvılcımlı anılan eserinde; devrim için iki koşul vardır. İç yedek güçler ki bunlar köylüler, işçiler öğrenciler ve devrime gönül vermiş dinamik güçlerdir. Bu güçler içeride devrimi başlatır , dış yedek güç olan Sovyetlerden yardım ister diye yazıyor. Böyle bir bakışın savunulabilir yanı yoktur.

Siyasal tartışmanın merkezinde soru açık olmalıdır: Türkiye’nin bağımsızlık........

© Antalya Son Haber