YILDIZLARA BAKARKEN DÜŞENLER 3 : DOĞAN AVCIOĞLU
İstanbul’da bir pastanede genç bir adam, karşısında oturan genç bir kıza evlenme teklif ederken şöyle konuşur: “ama benim bu teklifime evet demeden önce çok iyi düşün, çünkü karşında oturan adam birkaç yıl içinde ya idam edilecek, ya da başbakan olacak!”.
Çok şükür idam edilmedi ve fakat başbakan da olamadı. Ama kendinden sonraki gelen kuşaklara altın değerinde kıymetli kitaplar, makaleler, eserler bırakıp gitti. Çok erken gitti. Yazık ki Türkiye, bu pek çalışkan aydınımızı, sadece “9 Martçılar” olarak bilinen cunta faaliyetinin önde gelen bir üyesi olarak tanıyor. Oysa onun bu faaliyeti hayatının kısa bir kesitini kapsıyor aslında. Öncesinde ve sonrasında oldukça güzel işler yapıyor.
Önce onun kişisel yaşamından konuşalım. 1926 yılında Bursa’da, oldukça varlıklı bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geliyor. Liseyi bitirdikten sonra Paris’e gidiyor ve burada siyaset bilimi ve ekonomi konularında eğitim alıyor. Bir süre de Londra’da kalıyor, ekonomi okuyor ve İngilizcesini geliştiriyor. Ve 1955 yılına geldiğinde, ki tam olarak otuz yaşındadır, artık Türkiye’ye dönme vaktinin geldiğine karar veriyor. Paris günlerinde Marksizm’le tanışmıştır ve hayali, sosyalist bir ülke kurmaktır. Nitekim Paris’ten ayrılırken Abidin Dino’ya, “merak etme, Türkiye’de sosyalizmi kuracağız” diyor!
Batı Avrupa günlerinde o ülkelerin yaşam standardından çok etkilendiği kesindir. Geldiği günlerde yazdığı bir metinde, “bizi hor gören bu pezevenklerin seviyesine nasıl geliriz?” diye sorular sormaya başlıyor. (Tırnak içindeki ifade bizzat kendisine........
