menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

8 Mart Dünya Kadınlar Günü

36 0
03.03.2026

“Seçenekleri yaratan, seçenin kendisi değilse eğer bu köleliktir,” diyor Hallac-ı Mansur 8 Mart gelince, tüm dünyada kadınlar sokakları doldurup haykırıyorlar: “İnsanca yaşamak istiyoruz,” diye. Nedenleri çok fazla ama başlangıcından başlayalım. Biliyoruz ki dünya kurulduğu günden beri güçlü gücünü başkalarının üstünde dener. Oysa huzur, mutluluk güçten değil, eşitlikten geçer. 1857 yılında, New- York’ta bir dokuma fabrikasında, 40.000 işçi greve gider. Dokuma deyince işçilerin çoğunluğunun kadın olduğunu anlıyoruz. İşçilerin talebi: Çalışma saatlerinin ve koşulların iyileştirilmesi. Herkes bilir ki koşullar iyi olursa, verim de iyi olur. Gel gör ki yüzlerce yıldır bunu patronlar bir türlü anlamıyor. İlle de ezecekler. Polis, greve giden çalışanları fabrikaya kilitler, bir de içeride yangın çıkarır. İşçiler, yangından kurtulamaz, 129 işçi yanarak ölür. Çoğunluğu kadın işçidir. Bunu öğrenen halk ayaklanır, cenaze törenine 10.000 kişi katılır ve bu olayın öfkesi dinmez. Yıllar sonra 1911’de Alman siyasetçi kadınlardan Kılara Zetkin’in önerisiyle 8 Mart Dünya Kadınlar Günü olarak kabul edilir. 1912 yılında karar bağlanır. Ülkemizde ilk kez 1921’de anma günleri başladı. 1975’te anmalar salondan sokağa taşındı. 1980’de yasaklandı. 1984’te tekrar 8 Mart etkinlikleri başladı. Antalya’da ise 1997’de ilk kez 8 Mart yürüyüşü 2000 kişiyle gerçekleşti. Erkekler de en arkada, ellerinde tavalar, tencereler, mutfak önlükleriyle yürüyerek destek verdiler. İşin doğrusu bir daha o kalabalığı yakalayamadık. Hâlâ ayrıştığımız küçük maddelerle uğraşma........

© Antalya Körfez