The Post. Bir kurumun değil, bir dönemin kırılması
Washington Post’un 300’den fazla gazeteciyi işten çıkarma kararı, bir medya kurumunun küçülmesinden ibaret değil. Bu karar, gazeteciliğin kamusal rolü, sermayeyle kurduğu ilişki ve okurla arasındaki güven bağının bugün ne kadar kırılgan olduğunu gösteren simgesel bir eşik. Haber merkezinin yaklaşık üçte birinin tasfiye edilmesi, spor ve kitap eklerinin kapatılması, yerel ve dış haber ağının daraltılması anlamına geliyor. Bu ölçekte bir kesinti, “nasıl daha verimli oluruz?” sorusundan çok, “hangi gazetecilikten vazgeçiyoruz?” sorusunu dayatıyor.
İşten çıkarılan gazetecilerin anlattıkları, soğuk bir kurumsal e postanın ötesinde bir duygusal yıkıma işaret ediyor. Bazıları yıllarını verdiği masaları toplarken, bazıları son haberini yazıp bilgisayarını kapattı. “Gazeteci olarak değil, sanki bir tanıklık hakkım elimden alındı” diyenler var. Bir muhabir, savaş bölgelerinde geçirdiği ayları hatırlatıp “Okurun bilmesi gerekenleri anlatmak için risk aldım, şimdi riskin maliyeti bana kesildi” diye yazdı. Haber merkezinde dolaşan duygu, öfke kadar yas, hayal kırıklığı kadar utanç. Çünkü Post, çalışanları için yalnızca bir işyeri değil, bir meslek etiğinin somutlaşmış haliydi.
Kararın ardından okur tepkileri de sert oldu. Sosyal medyada ve okur mektuplarında en sık görülen........
