menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Görmeden görmek (1)

18 0
12.03.2026

Ankara’da basın camiasında herkesin tanıdığı ve bildiği bir foto muhabiri ağabeyimiz vardır. Şu an aktif olarak çalışmasa da “haylaz” yapısıyla herkesi etrafında toplamayı başarır. Onun anlatacaklarının bir kelimesini bile kaçırmak istemeyen birçok arkadaşımız olurdu. Neticede çok stresli bir meslek. Keyifli sohbetler her an, her ortamda ilgimizi çekerdi.

Spor foto muhabiri Özer Şendir, çok matrak birisidir ve her ortamda insanları dumura uğratacak şakalar yapmayı sever.

Bir gün Samsun’da bir futbol maçı için görevlendiriliyor. Özer abi stada girerken yanına beyaz baston alıyor ve güneş gözlüklerini takıyor. Bir elinde beyaz baston, boynunda fotoğraf makinesi ve diğer elinde de ekipman çantasıyla saha içine doğru ilerliyor.

Özer abiyi tanımayan ve ona yardımcı olmak isteyen yerel bir gazeteci yanına yaklaşıyor, koluna giriyor ve“Burada ne işin var senin, sen nasıl fotoğraf çekeceksin?” diye soruyor.

Özer abi de“Her gittiğim statta arkadaşlar bana yardımcı oluyor, benim için üç beş kare fotoğraf çekiyorlar”diye yanıt verince yerel gazeteci arkadaşımız iyice şok oluyor.

Bu hikaye bana uzun zamandır düşündüğüm bir soruyu hatırlattı ve ben de biraz araştırma yaptım. Dünyada da birçok görme engelli fotoğrafçı olduğunu öğrendim. Sizlere onların hikayelerini paylaşmak istedim.

Fotoğrafın en temel varsayımı basittir. Görmek. Vizöre bakarsınız, kadrajı kurarsınız ve deklanşöre basarsınız. Fotoğrafın başlangıcı da sonu da göz gibi görünür.

Ama dünyada bazı fotoğrafçılar var ki bu varsayımı tamamen tersine çeviriyor. Çünkü onlar neredeyse hiç görmeden fotoğraf çekiyor.

Bu ilk bakışta garip bir durum gibi görünüyor. Fotoğraf görme sanatıysa, görmeyen biri nasıl fotoğraf çekebilir?

Belki de asıl soru bu değil. Belki de asıl soru şu. Fotoğraf gerçekten gözle mi çekilir?

Amerikalı fotoğrafçı Bruce Hall doğuştan ciddi bir görme bozukluğuna sahip. Görme kapasitesi yaklaşık yüzde beş civarında. Birçok insan için bu neredeyse körlük anlamına geliyor. Ama Hall fotoğraf çekmeye devam ediyor. Üstelik fotoğrafı bırakmayı hiç düşünmemiş.

Fotoğraf çekme nedenini çok basit bir cümleyle anlatıyor.

“Bence tüm fotoğrafçılar görmek için fotoğraf çeker. Ama benim için bu bir zorunluluk. Kameralar olmadan dünyayı göremiyorum.”

Bu cümle fotoğrafı tamamen tersinden tarif ediyor. Çoğumuz fotoğrafı gördüğümüz şeyi kaydetmek için kullanıyoruz. Hall ise fotoğrafı dünyayı görebilmek için kullanıyor. Kamera onun için sadece bir araç değil, adeta bir görme protezi. Lens, sensör ve ekran birlikte çalışarak onun algılayamadığı dünyayı biraz daha görünür hale getiriyor.

Hall’un hikayesi fotoğrafın belki de en basit gerçeğini hatırlatıyor. Fotoğraf bazen görmek için değil, görmeye çalışmak için yapılır.  


© Anayurt