Üç kuruşluk iş-güç savaşınıza değer mi bu hayat?
Bugün 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü. Ancak ne yazık ki (ve elbette her zamanki gibi) kadın meselesine dair birbirinden korkunç hadiselerle karşılıyoruz yine bu önemli günü.
İşyerinde uğradığı psikolojik baskı, mobbing sonrası yakın çevresinden de ihtiyaç duyduğu desteği alamayıp, belli ki yaşadığı kırgınlınlığı, bunalımı doğayla buluşup belki biraz olsun dindirebilmek için Belgrad Ormanlarına yürüyüşe çıkması ardından burada kaybolan ve 4 gün sonra sağ bulunsa da kaldırıldığı hastanede yapılan tüm müdahaleler sonrası hayatını kaybeden Ece Gürel, Türkiye’de her yönüyle rezalet çalışma hayatında kadınların ayrıyeten maruz kaldığı baskı ve şiddetin insanı nerelere sürükleyebileceğinin çok trajik bir serencamı oldu… Ne yazık ki!..
Gürel henüz kaybolmuşken, senelerdir hukukçular ve çalışanları gözeten sivil toplum yetkililerinin bas bas bağırdıkları mobbing’e yönelik önlem alınması çağrıları anca duyulmuş olmalı ki, bu hafta Resmi Gazete’de yayımlanan bir genelgeyle işyerlerinin ve çalışanların mobbing karşısında ne yapması gerektiğine dair çerçeve önlemler sunuldu. Elbette kamu veya özel olsun, bu çerçeveye göre davranmayan patron, işveren, şirket, holding, fabrika vs. gibi tüm kurum kuruluşların yöneticilerine bu ihlallerinin caydırıcı nitelikte hukuki bir yaptırımı, hukuku bir karşılığı olur mu? Bana kalırsa adaletin mevcut “işleyişinde” bu durum oldukça müphem ve........
© Anayurt
