Sinek Tanrılarının Çocukları-(1)
Yakın zamanda benim için oldukça kıymetli ve hatırlı bir insanın, ergenlik çağındaki evladının okulda zorbalığa uğradığını öğrenmem canımı sıkınca bu konuyu köşemde biraz irdelemek istedim. Zannedersem Türkiye’de okul çağında (az ya da çok) fiziksel veya psikolojik şiddete, akran zorbalığına uğramayan çok az şanslı insan vardır. Şahsen konuyu çok ciddiye alıyorum; zira çocuk ve gençlerin okul hayatının yanı sıra gelecekte bireysel ve kariyer yaşamlarını da etki altına alabilecek kadar derin bir mevzu bu.
Meseleye dair burada pedagog, psikolog, eğitim uzmanı vesaire gibi ahkâm kesecek değilim. Bu probleme ilişkin verilere gelince o da bir tık uzağınızda. (bkz. PISA raporları) Ama kendimce ebeveyn, aile, öğretmen, eğitim kurumları ve Milli Eğitim Bakanlığı’nı (MEB) hedef alan bir çift sözüm var elbette.
Çocukları oldum olası, henüz kendim bile çocukken, çok sevdiğim beni tanıyanlar tarafından bilinir. Nedendir bilmem, çocuklara karşı bu sevginin yanında büyüdükçe ayrı bir hassasiyet de geliştirdim; onları bağımsız ve kendine özgü bireyler olarak görmeye dayalı… Ancak yine de bu konudaki düşünme ve konumlanış biçimimi sorgulayan, beni “insan olmak meselesi” üzerine ihtiyata sürükleyen bir kırılma noktası yaşamıştım 20’li yaşlarımın başında. Yarım asırdan fazla bir zaman önce kaleme aldığı “Sineklerin Tanrısı” isimli........
© Anayurt
