Britanya esas krizleri ertelerken…
Keir Starmer, 2024 seçimlerinde İngiltere’ye istikrar getireceği iddiasıyla iktidara gelmişti. Muhafazakâr Parti’nin yıllar süren kargaşasının ardından, öngörülebilir bir yönetim vaat ediyordu. Aradan iki yıl bile geçmeden görevden ayrılacağını açıklaması bu yüzden yalnızca bir liderin başarısızlığı değil; İngiliz siyasetinin içine düştüğü daha büyük çıkmazın özeti sayılmalı.
İlk bakışta her ayrılığın farklı bir nedeni var. David Cameron, Avrupa Birliği referandumunu kaybedince gitti. Theresa May, Brexit anlaşmasını parlamentodan geçiremedi. Boris Johnson, salgın dönemindeki eğlenceler ve peş peşe gelen skandalların ardından kendi bakanları tarafından terk edildi. Liz Truss’ın ekonomi programı piyasaları altüst etti; yalnızca 44 gün dayanabildi. Rishi Sunak seçimi kaybetti. Starmer ise büyük bir parlamento çoğunluğuna rağmen partisinin güvenini tüketti.
İsimler ve gerekçeler değişiyor, fakat hikâyenin zemini aynı kalıyor. Brexit, İngiltere’nin yalnızca Avrupa Birliği ile ilişkisini değiştirmedi; ülkenin siyasal fay hatlarını da açığa çıkardı. Büyük şehirlerle küçük kentler, gençlerle yaşlılar, eğitimlilerle daha düşük gelirli kesimler arasındaki ayrışma derinleşti. Muhafazakârlar milliyetçi sağ ile geleneksel merkez sağ arasında sıkışırken........
