Kuver ödüyorum öyleyse varım
Gelin bugün başka bir tahsilat noktasından bahsedelim: Restoran ve kafelerdeki "Kuver" ve "Servis Ücreti" çıkmazı.
Düşünün… Akşam olmuş. Şehrin o anlamsız gürültüsünden, yorucu temposundan ve bitmek bilmeyen kalabalığından kaçıp bir masaya sığınmak istiyorsunuz. Bir dostla iki kelam edilecek, belki biraz dertleşilecek. Veya belki de o koca şehirde tamamen yalnızsınız; sadece bir köşede, etraftaki insanları izleyip kalabalığın bir parçasıymış gibi hissetmek istiyorsunuz. Masaya oturuyorsunuz. Garson geliyor; masaya bir çatal, bir bıçak ve genellikle ne zamandan kaldığı meçhul kurumaya yüz tutmuş birkaç dilim ekmek bırakıyor. Yanına da minik bir kasede, muhtemelen hiçbir hikayesi olmayan bir zeytinyağı... İşte tam o saniye, daha henüz su bile sipariş etmemişken, o masada fiziksel olarak yer kapladığınız, dünyada var olduğunuz için borçlanıyorsunuz.
Buna "Kuver" diyorlar. Aslında bir nevi "Burada nefes alma ve manzarayı bozma vergisi".
İki kişi bir masaya oturduk, birer kahve içtik veya bir kap yemek yedik diyelim. Hesabın en altında o tanıdık, soğuk rakamlar beliriyor: Kuver: 150 TL. Neden? Sandalyeyi........
