Hürmüz krizi sonrası yeni enerji dengesi nasıl şekilleniyor?
Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfından (SETA) araştırmacı Büşra Zeynep Özdemir, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatmasının dünya enerji piyasalarına etkisini AA Analiz için kaleme aldı.
ABD/İsrail ortaklığının İran’a saldırıları ile başlayan savaşın ardından 8 Nisan’da ilan edilen ateşkes, enerji piyasaları açısından bir normalleşme üretemedi. İsrail’in Lübnan’a saldırıları ile ihlal ettiği süreç Boğaz’da ABD ve İran arasındaki gerginlikle devam ederken piyasalarda fiziksel daralma, artık iyice hissedilir duruma geldi. Tanker takip sistemleri, 28 Şubat’tan bu yana Körfez kaynaklı yaklaşık 9 milyon varil/günlük üretimin çevrim dışı kaldığına işaret ederken nisanda bu miktarın artması bekleniyor. Bu durum karşı karşıya olunan krizin yalnızca geçici bir fiyat dalgalanması değil küresel enerji güvenliğini yeniden tanımlayan yapısal bir sarsıntı olduğunu gösteriyor.
Savaş, yalnızca Boğaz’ı değil altyapının tamamını hedef alıyor
Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) Başkanı Fatih Birol, mevcut krizi Ajans’ın kurulmasına neden olan 1970’lerdeki petrol krizlerinin toplamından bile daha şiddetli olarak tanımladı. Krizin en kritik boyutu ise Hürmüz’deki geçişin artık tek başına bir belirleyici olmaktan çıkmış olması. Savaş, doğrudan enerji altyapısının hedef alınmasıyla devam ediyor. En büyük üçüncü LNG ihracatçısı olan Katar, Ras Laffan ve Mesaieed tesislerine yönelik saldırılar sonucunda gaz sıvılaştırma operasyonlarını askıya aldığını açıklamış; Çin, Güney Kore ve Japonya gibi uzun dönemli kontratları için ise force majeure (mücbir sebep) ilan etmişti. Bu nedenle piyasalarda beklentiler, 2026 küresel LNG arzının 35 milyon tona dek gerileyebileceği yönünde şekilleniyor.
Suudi Arabistan’da saldırılar, günlük üretim kapasitesini yaklaşık 600 bin varil, doğu-batı boru hattının akışını da yaklaşık 700 bin varil düşürdü. Benzer bir durum Birleşik Arap Emirlikleri’nde (BAE) de geçerli, Fujairah hattı ve liman faaliyetleri aksarken mart ayında satışlarının yüzde 70’ten fazla gerilemesi, bölgedeki ikame güzergahların da kırılgan olduğunu ortaya koydu. Irak, yine en fazla etkilenen ülkeler arasında, ülkenin güneyindeki üretimin yüzde 70’ten fazla, ihracatın da yüzde 80’in üzerinde........
