menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kadını kutsarken evliliği işlevsizleştirmek!

4 0
11.10.2026

Son yıllarda kadın, aile ve evlilik üzerine yürütülen tartışmalarda dikkat çekici bir anlayışla karşı karşıyayız. Kadına değer vermek adına söylenen bazı sözler, farkında olarak ya da olmayarak evlilikteki karşılıklı sorumlulukları tartışmalı hâle getiriyor. Kadının özgürlüğü ve emeği konuşulurken aile hayatının ortak sorumlulukları bazen bütünüyle göz ardı ediliyor.‎Sorulması gereken soru basittir: Kadına değer vermek, onun evlilik içindeki bütün sorumluluklarını ortadan kaldırmak mıdır?‎"Benim emeğim var, erkek bana bakmak zorunda" yaklaşımı‎Özellikle çalışan kadınların dile getirdiği bir söylem var: "Ben de çalışıyorum, emeğim var, o hâlde erkek bana bakmak zorunda." Bu ifade, ilk bakışta haklı bir talebin dile getirilmesi gibi görünse de iki temel sorunu beraberinde getiriyor.‎Birincisi, bu söylem kadının ücretli emeğini erkeğin ev içi emeğine karşı bir üstünlük aracı hâline getiriyor. Oysa bir kadının dışarıda çalışması, evdeki sorumlulukların ortadan kalktığı anlamına gelmediği gibi, erkeğin tüm ev içi yükümlülükleri üstlenmesi gerektiği anlamına da gelmez. Kadının ücretli emeği değerlidir; ancak bu değer, karşı tarafın sorumluluğunu sıfırlayan bir koz olarak kullanıldığında evlilik bir ortaklık olmaktan çıkar, bir hizmet ilişkisine dönüşür.‎İkincisi, bu yaklaşım, çalışmayan ya da ev içinde emek veren kadınların konumunu zayıflatır. Eğer değer yalnızca ücretli emekle ölçülürse, evde çocuk büyüten, evin düzenini sağlayan, hasta ve yaşlı bakımını üstlenen kadınların emeği görünmez hâle gelir. Oysa bu emek de gerçek bir emektir ve ekonomik bir değer üretir.‎"Erkek bana bakmak zorunda" söylemi, İslam hukukundaki nafaka yükümlülüğünü de bağlamından koparır. İslam'da erkeğin ailesinin geçimini sağlaması bir sorumluluktur. Ancak bu sorumluluk, kadının evlilik içindeki bütün sorumluluklardan muaf olduğu anlamına gelmez. Nafaka, bir tarafın diğerine "bakması" değil, ailenin ortak yaşamını sürdürmesi için gereken maddi desteğin sağlanmasıdır.‎Evlilik iyi ve kötü günde beraber yol almaktır‎Evlilik, iki insanın yalnızca mutlu günlerde yan yana durduğu bir ortaklık değildir. Evlilik; sağlıkta ve hastalıkta, zenginlikte ve yoksullukta, iyi ve kötü günde beraber yol almayı gerektirir. Bu, sadece romantik bir söz değil; evliliğin kurucu ilkesidir.‎Bir taraf hastalandığında diğerinin ona destek olması, ekonomik zorluk yaşandığında iki tarafın da elini taşın altına koyması, sevinçte olduğu kadar hüzünde de omuz omuza durulması gerekir. Ancak bugün bazı yaklaşımlar, evliliği "benim haklarım" üzerinden tanımlayarak bu beraberlik ruhunu zedeliyor.‎Daha da vahimi, bazı söylemler evliliği bir çıkar ilişkisine indirgiyor.........

© Amida Haber