Oteller yaban domuzu eti açısından kontrol edilmelidir
Geçmişte bu konuda bölgemizin bazı otellerinde yaban domuzu eti kullanıldığı konusunda bilgilere ulaşmıştık. Bilinmektedir ki günümüzde kırmızı et fiyatları pik yapmıştır. Et kalitesine göre 900 TL’den 1500 TL mertebesine kadar yükselen fiyatlar karşısında bu konudaki endişelerimiz artmıştır.
Bu konudaki endişenin ortadan kaldırılması için çözüm yolları her an için vardır. Şöyle ki; mesela Tarım Bakanlığımız, il ve ilçe tarım müdürlüklerimiz süratle oteller bölgesinde ciddi bir çalışma yaparak otellere operasyonda bulunması çok önemlidir.
Otellerin soğuk hava depolarında bulunan büyükbaş hayvanların etlerinden seri numuneler alınarak domuz eti olup olmadığı hususunda laboratuvar tahlilleri yapılmalı, sonuçları da kamuoyuna basın yoluyla bildirilerek toplum rahatlatılmalıdır.
Konu yalnızca domuz eti olup olmadığı konusuna paralel olarak, acaba muhtemeldir ki orada at ve eşek eti de olabilir mi sorusu karşısında tek ve çift tırnaklı hayvan eti bazında araştırmalar yapılmalıdır.
Eğer insanlara at ve eşek eti yediriliyorsa ROAM hastalığı şüphesi halkı rahatsız eder. Diğer taraftan domuz etinde trişin tehlikesine karşı tüketici korunmuş olmalıdır. Bilindiği gibi bilhassa yaban domuzlarının dokusunda bulunan trişin mikroorganizma, insan bedeninde iğ kaslarını çok sevdiği için kaslara yerleşen mikro canlılar insanda bir ömür boyu bitmeyen, iyileşmeyen, tedavisi olmayan, hatta ameliyatın bile çözüm olmadığı sağlık sorununun vukua gelmesine sebep olabilir.
Bitmedi; son zamanlarda alınan bilgilere göre yurt dışından 500.000 büyükbaş hayvan ithal edilecekmiş. Esasen ithal edilecek hayvanların ilgili ülkelerin çıkışında hayvanların sağlıklı olduğuna dair rapor var mıdır? Ayrıca hayvanlar sınırlarımıza girdiği noktada gümrük laboratuvarlarımızca da laboratuvar tetkikleri yapılarak hayvanlarda herhangi bir hastalık olup olmadığı araştırılmalı, hayvanların sağlıklı olduğuna dair raporlar basında da yayınlanarak halkımız teskin edilmeli, şüphe ve yeisten kurtarılmalıdır.
Bilindiği üzere büyükbaş hayvanlarda (sığırlarda) şap hastalığı, tüberküloz ve hayvanlardan insanlara geçen diğer hastalıkların olup olmadığı konularında laboratuvarlar boyutunda tetkik ve analizler yapılarak kamu sağlığına zarar verebilecek her türlü muzır ve arazlardan tüketici korunmalı, muhtemel olabilecek epidemiyolojik vakalardan, epidemi, endemi ve pandemilerden halkın korunması sağlanmalıdır.
Hatta ithal edilecek hayvanların dokusunda aşı kökenli kimyasalların olup olmadığı hususlarında da paralel çalışmalar yapılmalıdır.
