Dost acı söyler!
“Bir Mektup Yazdım Hasan’a/ Ha Hasan’a Ha Sana.”
Siyaset, toplumun genel yararına hizmet etmek amacı ile iktidar olmayı hedefler. Bu nedenle güvenlik, ekonomi, eğitim, sağlık ananında stratejiler ve kurallar belirler. Yani belirlenen alanlarda politika geliştirir.
Hiçbir parti, sürekli muhalefette kalmak amacı ile kurulmaz. Bunun istisnası; insanlar arasındaki ayrılıkları körükleyen, kimlik üzerine siyaset yapan bölücü ve bölgeci partiler (Ör. DEM) ile toplumun yararını değil, devleti esas alan kartel partileridir. (Ör. MHP)
Bir de parti üyelik tabanının genişlemesini önemsemeyen, belli bir kadronun yönetiminde olan kadro partileri vardır ki, bu tür partilere politik elitler hakimdir.
Tek bir soruna odaklanan (göç, kimlik, inanç, çevre) veya tek bir kişiye endeksli tek adam partileri ise iktidarı hedeflemekten öte kuruluş amacı olan konuya veya kişiye göre politik tavrını belirler. Onlar için iktidar hedef olmaktan ziyade toplumun dikkatini belirlenen konuya çekmektir.
Kitle partileri ise partinin amaç ve hedeflerini her kesime yayan, üye sayısını artırmaya çalışan, toplumu asgari müşterekte buluşturan oluşumlardır. Bu tür partilerde farklı kitleler, kendisini temsil imkânı da bulur. Zira diğer parti türlerine göre daha az merkeziyetçidir. Başkanlık sistemlerinde veya Türkiye’ye özgü Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde, iktidara en yakın parti, kitle partileridir.
Bir önceki yazımda; Halkın iktidar partisi AKP’den sıdkını sıyırdığını, CHP’ye ise iktidarı verecek ölçüde güvenmediğini yazmış; “Halk Bir Rüzgâr Bekliyor!” demiştim.
Türkiye’de siyaset, iki kutuplu, dar alanda sıkışmış bir konumdadır. Siyasetin önünü açacak rüzgâr, millete hizmet edebilecek bilgi, deneyim ve beceriye sahip dürüst ve vatansever kadroların birleşmesi ile yakalanabilir. Bir hadiste ifade edildiği gibi, “ayrılıkta azap, birlikte rahmet vardır.
Birleşmenin partiler tarafından gerçekleşmesi, liderlerin kişisel........
