menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

“İnsan, Unuttuğu Şeydir.”

4 0
28.03.2026

Bir kalem masada unutulmaz aslında;Zihin başka bir yere kaçmıştır.Bir kitap yarım kalmaz;İnsan, kendi hikâyesinin ortasında sıkılmıştır.

Biz eşyaları unutmuyoruz.Biz, o eşyaya ait olan versiyonumuzu geride bırakıyoruz.

Ve işin en acı tarafı şu:Eskiden unutulan şey aranırdı.Şimdi yerine yenisi alınıyor.

Çünkü artık hatırlamak zahmetli, yerine koymak daha pratik.

Modern hayat dediğimiz şey biraz da budur:Kaybet, yerine koy, devam et.Hissetme, oyalanma, durma.

Ama bazı eşyalar vardır…Yerine yenisi alınamaz.

Bir atkı mesela.Sıcak tutmaz sadece, birinin boynuna sarıldığı anı taşır.Bir kitap mesela.Yarım kaldığında sadece hikâye değil, bir ihtimal de yarım kalır.

Ve en garibi:Bazen bir yabancı, senin unuttuğun eşyaya senden daha dikkatli bakar.

Çünkü sen hızla geçtin.O, durdu.

İşte bütün mesele burada.

Hız çağında yaşıyoruz ama hiçbir şey gerçekten “geçmiyor.”Sadece üstü kapanıyor.

Unutulan her eşya, aslında küçük bir itiraftır:“Yetişemedim.”“Dayanamadım.”“Artık ben o kişi değilim.”

Ve belki de en dürüst olanlar, en çok unutanlardır.

Çünkü bazı şeyleri taşımak için ya çok güçlü olman gerekir…Ya da tamamen vazgeçmiş.

Bazı şeyler kaybolmaz…Sadece biz onları geri almaya değmez buluruz.

Ve insanın kim olduğu, neye döndüğüyle değil, neyi geride bırakmayı seçtiğiyle anlaşılır.

Biz de… Bir sonraki cümlede görüşürüz.

Ve o meşhur sorumuzu bırakıyorum:

Bir şeyi geri almaya dönmediğinde onu gerçekten unutmuş mu olursun, yoksa bilerek mi bırakırsın?

Ve daha tehlikelisi:Sen mi eşyayı unuttun…Yoksa o eşya mı seni geride bıraktı?


© Akdeniz Gerçek