menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kapalı Sistemden Kontrol Hacmine, Buhar Olup Kaçan Hayat Üzerine

9 0
24.08.2026

Köşe Yazıları Diş Hekimliği Eczacılık Edebiyat Eğitim Fen Güzel Sanatlar ve Tasarım Hemşirelik Hukuk İktisadi ve İdari Bilimler İlahiyat İletişim İnsan ve Toplum Bilimleri İşletme Mimarlık Mühendislik Orman Sağlık Bilimleri Siyasal Bilgiler Spor Bilimleri Tıp Veteriner Ziraat

Güzel Sanatlar ve Tasarım

İktisadi ve İdari Bilimler

İnsan ve Toplum Bilimleri

Fikri görünür kılan kalem; kalemi anlamlı kılan istikrardır.

Kapalı Sistemden Kontrol Hacmine, Buhar Olup Kaçan Hayat Üzerine

Biraz mühendislik, biraz hayat; gerisi mecazGeçenlerde derste yine aynı muhabbet. Tahtaya bir şeyler yazacağım, öğrenciler bakıyor. Dedim ki: Arkadaşlar, bırakın formülü. Formülün cenazesi çoktan kalktı. Gelin size işin manasını anlatayım.

Bizim iki tane derdimiz var. Biri maddesel türev, diğeri de Reynolds (Taşınım Teoremi). Birisi Lagrange (kapalı sistem) bakışını diğeri ise Euler bakışına (kontrol hacmine) geçişin bağını gösterir. Kapalı sistemden kontrol hacmine geçişi, Reynolds üzerinden yaparsın. Yani kapalı sistem ile açık sistem arasında bir ilişki (illiyet bağı) kurarsın. Aslında ikisi de aynı sorunun peşinde:

Arkadaşlar bu hayat durmuyor, akıyor, ben bunu nasıl tutacağım?

Birinci dert, maddesel türev. Adı havalı ama hikâyesi basit.

Düşün ki Kayseri’desin ve mevsimlerden kış. Millet Caddesi’nde dikiliyorsun. Üşüyorsun. Niye? İki sebepten: Biri, sen kıpırdamasan da hava soğuyor. İkindi oldu, akşam oldu, güneş battı, ayaz çöktü. Sen aynı yerde duruyorsun ama dünya üstünden geçiyor. Buna zamanın tokadı diyelim. İkincisi, sen yürümeye başlıyorsun. Ara sokaktan çıkıp Sivas Caddesi’nin betonlaşmış alanına giriyorsun. Rüzgâr bir anda kesiliyor, egzoz suratına vuruyor, bir dönercinin önünden geçerken bir anda ısınıyorsun. Sen aynı adamsın, montun aynı mont ama mekân değişti, üşümen değişti. Buna da taşınımın tokadı diyebiliriz.

İşte maddesel türev tam da bu. İnsanın değişmesi iki türlü olur. Biri (zaman kaynaklı olarak) dünya değişir sen aynı yerde kalırsın, diğeri sen gidersin (mekân kaynaklı olarak) dünya yine değişir. Çaydanlıktaki su molekülü de öyle. Sadece altı yandığı için buhar olmuyor garibim, yukarı kaçıp mutfağın ayazını görünce de aklı başından gidiyor. Biz adına entalpi diyoruz, o aslında yerini hep yadırgıyor.

Gelelim ikinci derde, Reynolds’a.

Reynolds kim biliyor musun? Maliyeci. Mahallenin hesabını kitabını tutan, geleni gideni sayan adam. Hesabı kuvvetli biri. Newton amca eski kafaydı. Torbaya koy, tart, kapat, hesapla. Kapalı sistem. İyi de su torbada durmuyor ki, buhar oluyor. Tuzla Gölü bile durmuyor, ismini Palas yapınca duracak mı sandın? Durmuyor işte, çekiliyor, uçuyor, göçüyor.

Newton’un dünyası “bitti”. Artık torba yok.

Reynolds geliyor diyor ki: Oğlum akıllı ol, sistemi kovalama. Ne gerek var? Trilyon tane molekülü tek tek mi takip edeceksin? Bir dükkân aç. Kontrol hacmi de adına. Kapıya da bir kamera koy. Geleni yaz, gideni yaz, içeride ne birikti ona bak.

Bitti. Bütün modern mühendislik iste bu.

Dükkân senin mutfağın. İçeride çaydanlık fokurduyor. Pencereden buhar kaçıyor. Kapıdan soğuk giriyor. Senin kârın zararın: dükkânda birikenle dışarı kaçanların toplamı. O kadar…

Şimdi bunu termodinamiğe bağlayınca iş fırlamıyor. Hepimiz dükkânız. Hepimiz açık sistemiz. İçeride durmadan bir şeyler bozuluyor. Buna entropi diyorlar, ben vefasızlık diyorum. Diz ağrıyor, saç dökülüyor, eski dost aramıyor, usta göçmüş, dükkân kapanmış. İçeride üretim hep pozitif. Bozulma garantili. Fatura ise her gün geliyor.

Peki, nasıl ayakta kalıyoruz? Çünkü hile yapıyoruz. Bacayı açıyoruz. Kirli havayı dışarı atıyoruz. Biriyle dertleşiyoruz. Bir öğrencim arıyor, hocam diyor, senin o entropi örneğini kullandım diyor. Bir eski ustanın adını anıyoruz. Tuzla Gölü’ne Tuz Gölü diyoruz inadına. Bunların hepsi bacadan duman atmak. İçeride biriken o pis........

© Akademik Akıl